Hiç ameliyat oldunuz mu bilmem, ameliyathaneye girersiniz, eğer önceden sakinleştirici yapılmadıysa, bir odaya alınıp, anestezi doktorunun sizi uyutacağına dair bikaç cümle duyarsınız, sonrası derin bi karanlık, film kopar; ayılma odasında gözünüzü açarsınız. Peki o kapkaranlık, sessiz yolculukta başınıza neler gelir bir anestezi doktorundan öğrenmek ister misiniz?

 

Çoğu hasta bizim farkımızda bile olmaz aslında. ‘Neyseki teknoloji icat oldu insanlar ameliyat ve anestezi konusunda biraz bilinçlendi’ demek isterdim ama; internette öyle bilgi kirliliği var ki; hastalık ve ameliyatı hakkında yalan, yanlış; yarım yamalak bilgisi olan hasta aslında hem kendini hem bizleri daha çok yorar. İnternette yapılan açıklamalarda hep tıbbi terminoloji hakimdir ve genelde işlemlerin komplikasyonları yani kötü sonuçlarından bahsedildiği ve algıda seçiciliği olan hasta sadece onları gördüğü için; biz hekimlerin onların korkularını yok etmemiz, doğruları kabullendirmemiz çok güçtür!

 

Medyanın bu konudaki rolü; hastanın doktora olan inancı, güveni konusunda öyle büyüktür ki; her gün medikal editöre danışılmadan; hastanın söylemiyle yapılan yüzlerce yanlış haber yüzünden bugün hastayla hekim arasında uçurum oluşup, yüzlerce sağlıkçı darp edilir hâle gelmiştir. Bu başlı başına ele alınması gereken sosyolojik bir yaramız ne yazık ki; konu uzar gider. Sözüm o ki: örneğin hastalara belinden uyuşturarak yaptıracağımız ameliyatı 6 yıl tıp fakültesi üstü 5 yıl anestezi ihtisası yaparak öğrendiğimiz şekliyle istediğimiz kadar anlatalım, hasta sabah kadın programına gelip belinden uyuşturulup ameliyattan ‘3 yıl sonra’ felç olan görümce hikayesine odaklıdır; onu felç yapma amacında olmayan biri olduğumuzu ikna etmek hayli güçtür!

 

Genelde biz anestezistlerin, hastaya damarından bir ilaç verip ya da maskeyle gaz koklatıp, hastayı uyutunca işi biten; ameliyat bitince de gelip uyandıran kişiler olduğumuz sanılır. İnsanlar aslında durumun  ne kadar karışık ve tehlikeli olduğunu bilseler; zorakî olmayan keyfî ameliyatları olmaktan vazgeçerlerdi bence. Neden mi? Genel anestezi altında bir ameliyat olunca başınıza neler geliyor duymak ister misiniz? Keşke düşündüğünüz gibi anestezi doktoru gelip size bir ilaç verse, siz de ohhh bebekler gibi uyuyup ameliyat olsanız amaaaa…

 

Biz anestezistler öncelikle sizin elinizden bir damaryolu açar; genel anlamda 3 tip ilaç veririz: İlk ilaçla bilincinizi kapatıp uykuyu başlatır, maskeden koklattığımız gazla bunun devamını sağlarız. Ameliyatta hareketsiz olmanız gerekecek peki biz bunu nasıl sağlarız: size kaslarınızı felç edecek bir ilaç vererek tüm kaslarınızı felç ederiz. E sizi felç yaptık, solunum kaslarınız da felç olduğuna göre nasıl nefes alacaksınız, alamayacaksınız ve ne yazık ki, bu şekilde beyninize oksijen gitmezse 7-8 dakika içinde bahçedeki bitkiye dönebilir veya ne yazık ki, ebediyete intikal edebilirsiniz.

 

İşte bu aşamada biz devreye girer; bir aletle ağzınızı açıp, soluk borunuzu görüp, yemek borusuna kaydırmadan bir tüpün ucunu akciğerinize gönderir, tüpün bizde kalan ucundan da size oksijen verip bir nevî akciğeriniz biz oluruz. İşte ‘entubasyon’ denen bu işlem, anesteziyi en riskli branşlar arasına sokar; çünkü bu işlem, hayatî önem taşıyıp hata kabul etmez. Verdiğimiz 3. tip ilaç da; ameliyat ağrısızlığınızı sağlayacak olan çok etkili ağrı kesicilerdir.

 

Sizin organlarınız kesilip tamir edilirken; tüm vücut fonksiyonlarınızın aynen devam etmesi için; sizi ameliyat boyunca izleyip; nabız, tansiyon, solunum, idrar çıkışı takibiyle gerekli ilaç, kan ve sıvı desteğini sağlayan da bizleriz. Cerrahınız ameliyatı yaparken, tüm hayati fonksiyonlarınızın olması gerektiği şekilde devamını idame ettirip; işlem bitiminde gerekli önlemleri alıp uyandıran ‘aç gözünüü’ diyerek; sağlıkla hayata uyandıran olmak ne büyük keyiftir bilemezsiniz!

 

Tabi ki hastamız yeni doğmuş el kadar bir bebek de olabilir; her organı iflas etmiş 80 yaşında bir amca da; 6 aylık iki can taşıyan bir gebe de olabilir, ağır bir trafik kazası sonrası aşırı kan kaybeden acil bir hasta da… Takdir edersiniz ki bu yüzlerce hasta grubunu aynı şekilde uyutmak mümkün değildir ve biz 5 yıl anestezi ihtisası yaptıktan sonra uzman oluruz. Tabiki, 11 yıl üstü önce en az iki yıllık ‘mecburi hizmet’ imizi yaptıktan sonradır ‘uzman doktor’ ünvanı almamız; etti mi en az 13 yıl… Tabiki sonraki akademik ünvan devamı için verilen yıllar, ne yazmaya, ne de dile kolay, emin olun!

 

Ameliyat olacak çocuğu anne-babasının kucağından alıp onlarla gözgöze geldiğimde hep düşünmüşümdür; yaptığımızın ne zor bi iş, ne büyük bi sorumluluk olduğunu… Gözünden sakınan, ayağına taş değmesin diye endişe duyulan bir çocuğu alırken; ‘Çocuğunuzu verin, ona hiç ağrı duyurmadan uyutup kesip, dikip, düzeltip daha da sağlıklı, güvenli bi şekilde size geri vericez, onun hayatı bizlere emanet’ diyebilmek; e biz boşuna delirmedik, bu huniyi boşa takmadık, öyle değil mi ama?

 

Anestezinin branş olarak yoğun bakım, reanimasyon ve algoloji, ağrı dahil kapsadığı çok önemli alanlar daha vardır ki, öleni geri döndürmenin bir mucize, ağrı kesmenin bir Tanrı sanatı olması gerçeğiyle, anestezinin aslında tek bir yazıda değil, Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’ romanı kalınlığındaki bir romanda bile anlatılması zordur aslında.

 

Amacım tabi ki ameliyat olmadan önce sizleri korkutup endişeye itmek değil. Türkiye’de anestezi eğitimini mükemmel şekliyle alıp işini severek ve gece-gündüz, gerçek bir özveriyle yapan binlerce anestezi hekimi vardır, her gün daha da gelişen teknolojik donanım, ilaç ve en önemlisi kazanılan deneyimlerle emin olun güvenle uyuyup uyandırılıyorsunuz.

 

Ama sevgili gezisever dostlarım, bir yola çıkmadan göreceğiniz, ilerleyeceğiniz yolu önceden araştırıyorsunuz ya; bunu yetersiz, tekdüze rehberlerden değil; ‘Anadolu Gezi Rehberi’ nden araştırmanız gibi; anesteziyi de işin uzmanından okuyun istedim.  Hepinize sağlıklı, sıhhatli, anestezi ihtiyaçsız ama gerekli olduğunda da anestezi dünyasına çok keyifli bir yolculukla gidip, sağlıkla geri dönmenizi diliyorum…

 

 

3 Yorum
  1. Emel Memetoğlu 1 sene önce

    Teşekkurler Figencim. Cok güzel özetlemişsin. Anestezi uygulamalarına karşi duyulan gereksiz kaygıyı bu açıklamalarının azaltacagını düşünüyorum.

  2. Arzu 1 sene önce

    Harikasınız 👏👏👏

  3. EMEL KOÇER GÜR 1 sene önce

    Figencim o kadar güzel ve tam da vurgulanması gereken yerlerin altını çizerek toparlamışsın ki bayıldım. Hemen her gün karşılaştığımız ve sürekli anlattığımız şeyleri derli-toplu ve de yazıya dökülmüş halde görmek beni çok mutlu etti. Kalemine sağlık, çeşitli gruplarımda paylaşacağım. Hep yaz sen böyle😍😘

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account