Hep hayal ettiğim köy gezilerden birini daha yapmayı başardım. Kocaeli’nin İzmit ilçesinin Gedikli Köyü’ne gideceğiz. Sebebi ziyaretimiz İzmit merkeze çok yakın bir lavanta bahçesini keşfetmek. Mis gibi kokan lavanta tarlası görmeyi umuyordum ama Ayşenur’un Lavanta Bahçesi’nin görsel şöleni bitmiş. Biraz gecikmiş olarak gitsem de, nefis bir bahçe deneyimi yaşadım. Görmenizi tavsiye ederim.

 

Dünyada Lavanta denince akla ilk gelen yer Fransa’nın Provence bölgesi olsa da, Türkiyemizde ise Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak Köyü geliyor. Lavanta ilk defa 1975 yılında Kuyucak Köyü’ne gelmiş, 30 aileye 15’er kök dağıtılarak üretime başlanmış.  Zira bugün kendileri TUİK verilerine göre, yaklaşık 3 bin dekarlık alanda ülkemizin lavanta ihtiyacının yüzde 93’ünü karşılayan köyümüz. İlaç sanayinden kozmetiğe, gıdadan parfümeri sektörüne kadar pekçok kullanım alanı bulunan lavanta sayesinde dışarıya olan göçü tersine çevirmeye başlayan Kuyucak Köyü, “Turizmde Biz de Varız” demeyi başardı. Henüz oraya gitmek nasip olmasa da İzmit’te yeni açılan Lavanta Bahçesi’ni sizler için gezme fırsatı yakaladım. Birazcık gecikmiştim ama, nefis bir bahçe deneyimi yaşadım. Neden derseniz? Çünkü lavantalar haziran ayında çiçeklenmeye başlarmış, ayın sonuna doğru lavantalar morarma gerçekleşir, temmuz ayında ise eşsiz mor renkleri mis kokuları eşliğinde görsel bir şölen izlemek isteyen misafirlerini ağırlamak için hazır beklerlermiş. Hasat dönemi ise Ağustos ayı itibariyle yaşanırmış. Ben ise Eylül ayında bahçedeydim.

Bayraktar-Zeytinburnu-Gedikli minübüsüne bindim

Ayşenur’un Lavanta Bahçesi’ne gitmek için, İzmit merkezdeki Batı Terminali’nden 223 nolu Bayraktar-Zeytinburnu-Gedikli minübüsüne bindim. Uzun uzun yolları aşıp köy yolunda asfaltta indim. Nefis bir orman içinden taş bir yoldan yürüdüm. İlk defa gittiğim bir yer, ne yalan söyleyeyim, etrafta hiç kimseye rastlamadığım için biraz ürktüm. Telefonum çekmiyordu. Tahmini 10 dakika heyecanla yürüdükten sonra, yol ikiye ayrıldı. Soldan gitmeye karar verdim, azıcık yürüyünce bahçe kapısına şükür ulaştım. Ayşenur Hanım ve değerli babası karşıladı beni. Kendi elleriyle nefis bir sofra hazırlamıştı Ayşenur Hanım. Bir yandan mahçup oldum ama bir yandan da kendimi çok özel hissettim. Önce birkaç fotoğraf çekimi yaptık. Sonra da hep birlikte sofranın başına geçtik. Bir yandan sohbet ettik bir yanda da sessiz sakin huzur dolu bahçede, kuş cıvıltıları eşliğinde eşsiz bir ortamda ikindi kahvaltısı yaptık. Ayşenur Hanımla yaptığımız sohbetin detaylarına geçmeden önce sizlere Gedikli Köyü ile ilgili biraz bilgi vereyim istiyorum.

Gedikli Köyü’nün merkeze uzaklığı 20 kilometre

İzmit’in doğusunda yer alan Gedikli Köyü’nün merkeze uzaklığı 20 kilometre. Yolun tamamı asfalt. İzmit Ziraat Odası’nın web sayfasından aldığım bilgilere göre köyün hane sayısı 120, nüfusu ise 356 imiş. Köy, 4 mahalleden oluşmaktaymış: Elmacı, Mancarcı, Boduroğlu ve Kabakçı Mahalleleri. Köyün tarihi Kafkasya’ dan 1864’te göç ile gelerek yerleşen Boşnaklar’a dayanıyormuş. Boşnak köyü imiş sizin anlayacağınız. Az miktarda Kocaeli yerlisi namıdiğer Manav da burada yaşamaktaymış. Köyün ekonomik yapısını emekli maaşları, ildeki fabrikalar ve hizmet sektöründen elde edilen ücretler ile tarım ve hayvancılık oluşturmaktaymış. Köyde üretimi yapılan ürünler; sebze, dane mısır, buğday, arpa, fındık imiş. Gedikli Köyü’nün toplam arazi varlığı 5300 dekarmış. Bunun 5258 dekarı tarla, 21 dekarı sebze, 21 dekarı ise meyve arazisiymiş. 267 adet büyükbaş, 425 adet küçükbaş olmak üzere toplam hayvan varlığı 692 adetmiş. Köyde kanalizasyon, PTT, sağlık ocağı, okul yokmuş. Eğitim taşımalı sistemle yakın yerleşim birimi olan Bayraktar Köyü İlköğretim Okulu’nda verilmekteymiş. Elektrik, su şebekesi ve sabit telefon varmış. Köy muhtarlığını Ercüment Esen yapmaktaymış. Odağımda Ayşenur’un Lavanta Bahçesi olduğu için köyle ilgili olarak araştırma yaparak bilgi edindim. Bir sonraki ziyaretimi köylülerle tanışmak, köy yaşamını anlatmak için yapacağım. Beni izlemeye devam edin. Gelin şimdi hep birlikte gencecik pırıl pırıl bir yüreğe sahip, yaptığı işin pozitif enerjisi ve heyecanı gözlerinden okunan Ayşenur Hanım’la yaptığımız söyleşiye geçelim:

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İsmim Ayşenur Duysak. Doğma büyüme İzmitli’yim. 23 yıldır İzmit Gültepe Mahallesi’nde ikamet ediyorum. İl ve ortaokulu Mehmetçik İlköğretim Okulu’nda tamamladım.  Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi’nde hazırlık okuduktan sonra, Kanuni Kız Teknik ve Meslek Lisesi’nde hasta bakımı bölümüne geçiş yaptım, liseyi öylece tamamladım. Sigorta Devlet Hastanesi’nde bir yıl staj yaptım. Sonra üniversiteye hazırlandım. Kocaeli Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bilgiler Bölümü’nü kazandım.

 

Tıbbi aromatik bitkiler okumayı nasıl düşündünüz?

İlk duyduğunda herkes çok şaşırdı. Bir de çok ismi duyulmamış bir bölüm olduğundan o ne ki diyenler oldu. Açıkçası benim lisede sağlık bölümü okumamdan kaynaklı hep sağlık alanında bir çalışma isteğim vardı. Aslında fizik tedavi okumak istiyordum. Sonrasında hem çalışmam, hem de staj yapma esnasında düzenli ders çalışma imkanım olmadığı için alternatif bölümlere de bakmaya başladım. Bölüm hocamızın yönlendirmesi ile, tıbbi aromatik bitkiler isimli önü çok açık bir bölüm olduğunu öğrendim. Araştırdım, baktım. Doğayı çok seviyorum, doğada huzur buluyorum. Sanal alemde bir iş yapmaktansa, gelip bahçe işleri ile ilgilenmek bana daha keyif veriyor. Hem de daha kolay geliyor. Doğa kafasında yaşamayı seven bir insanım o yüzden çok ilgimi çekmişti. Sonrasında Kocaeli Üniversitesi’nin sitesine girdiğimde bölümle alakalı, laboratuar çalışmalarını falan okuduğumda, krem yapımı, sabun yapımı gibi gibi eğitimlerin olduğunu da gördüm. O zaman tercihlerimin arasında mutlaka bulunduracağım bir bölüm bu diye bir karar verdim.

Nasipte bu bölümü okumak varmış

Bir sürü tercih yapmıştım.  Ailem zaten evin en küçük çocuğu olduğum için il dışına gitmemi istemiyordu. Ancak nasipte bu bölümü okumak varmış. Okudum. İyiki de okudum. Okuduğum için gerçekten çok mutluyum. Bu işi yapmasaydım da mutlu olurdum. Çünkü o kadar verimli bir bölüm okudum ki hayatın her alanında ihtiyaç duyacağım bilgiler öğrendim. Şu anda bu iş ile uğraşmasam, kendim için, ailem için, dostlarım için faydalı olabileceğim şekilde doğal bakım tedavi yöntemleri ile ilgili birşeyler yapabilirdim. Zaten insanlara faydalı  olabilmek için sağlık alanında çalışmak istiyordum. Doğru yönlendirmeyle Anadolu’da koruyucu halk hekimliği dediğimiz bir alana geçiş yapmış oldum. Benim için de hem çok keyifli, hem de her alanında kendimi geliştirebileceğim bir bölüm oldu. O yüzden çok memnunum.

 

Tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yapan yerlerde araştırmalar yaptım

Okul süresince  derslerimizde gördüğümüz bilgiler beni etkiledi. Tıbbbi aromatik bitkilerin ülke çapındaki durumu ile bir heves oluştu bende, tıbbi aromatik bitkilerin yetiştirilmesi, bakımı, satışı, pazarlaması noktasında birşeyler yapmak istedim. Okuldaki son bir yılımı ülkede yapılan çalışmalar nelerdir, nerede varolabiliriz, bu hususta Devletimizin yönlendirmeleri, desteklemeleri ve bu alanda yapılan çalışmaları nelerdir, ülkedeki ithalatı, ihracatı araştırarak geçirdim. Sağolsun bölüm hocamız Halil Samet’in yönlendirmesi ile de birçok ilde tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yapan yerlerde araştırmalar yaptım, gözlemlerde bulundum. Çevremizde en yakın Yalova’da Araştırma Enstitüsü’ne çalışmaların nasıl gerçekleştirildiğini gözlemledim. Silivri’de Türam Ataştırma Merkezi’ndeki mühendislerimizden aldığımız bilgiler ve yaptığımız araştırmalar sonucu bu işi yapabileceğimi, önünün açık olduğunu gördüm. Sonrasında da babamın yıllar yıllar öncesinde almış olduğu araziyi değerlendirelim dedik ve böyle bir yola çıktık.

 

Lavanta bahçesi projenizi hazırlarken nasıl bir yol izlediniz?

Her bitkinin isteği farklı oluyor. Toprak koşulları mevsimi bitkiye göre değişiyor. Biz ilk etapta hep Isparta taraflarında yetiştildiği için lavanta, burada nasıl olur, yetişir mi yetişmez mi, sıcak memleket değiliz, bizim iklim şartlarımızda kışlar oraya göre biraz daha sert geçiyor diye düşünürken, toprak analizlerimizi yaptırdık. Karşılaştığımız her sıkıntıda bilimsel yaklaştığımız için bilgiler hep bizim doğru ilerlediğimizi gösterdi. Toprak analizimiz çok uygun çıktı. Burası 3,5 dönüm bir arazi. Arazimizin güneye bakması, tüm gün güneş alması gibi özellikleri lavantanın tam istediği gibi bir yer olduğunu önümüze çıkardı. daha sonra bu alanda nasıl ilerleyebiliriz diye devlet desteklerini araştırmaya başladım. Tarım Bakanlığı’nın genç çiftçi projeleri olduğunu gördüm. Yaşım tutmadığı için mezun olduktan bir yıl sonra böyle bir proje hazırladım. Projede arazinin 5 dönüm altında olmaması gerekir şartı vardı. Ama sağolsun projeyi hazırlayıp sunduğumuz il tarım müdürümüz, ilçe tarım müdürümüz, bu alandan mezun olduğumuz için kendi alanımızda iş yapmak istiyoruz diye bizim adımıza aracı oldular. Durumumuzu izah ettiler ve bu desteklemeyi almaya hak kazandık. 30 bin lira hibe desteği aldık. Projem açıklandığında çok mutlu olmuştum. Çünkü proje şartı 5 dönüm olduğu için, 3.5 dönüme destek vereceklerini hiç düşünmemiştim.

 

İlk fidelerinizi ne zaman diktiniz?

Ormanlık içinde bir arazimiz vardı. Bahçenin bu hale gelebilmesi, temizlenebilmesi, açılabilmesi için çok fazla efor sarf ettik. Bir yandan seviniyoruz ama bir yandan da içten içe nasıl yaparız endişesi taşıyoruz. Tatlı heyecanla işe koyulduk. Resmi işlemlerimizi hallettik ve arazimizin temizlenme işlemlerini başlattık. Ağaçlarımız kesildi. Biraz daha dik olan arazimizi düzleştirdik, toparladık. Ve 2018 Kasım ayında ilk fidelerimizi diktik. Kasım ve mart ayı olmak üzere iki ayrı dikim gerçekleştirdik. Yaklaşık 4000 tane fide diktik. İlk yıl yüzde 30 bir verim aldık. Bu yıl ikinci yılımız. Proje gereği de kontrollerimiz devam ediyor. Proje kapsamı daha tamamlanmadı. Elhamdulillah bu iki yılı çok güzel bir şekilde devam ettirdik. Kışı atlattık, donma yaşamadık, soğuktan çok ciddi bir etkilenmemiz olmadı. Lavanta suyu çok fazla sevmediğinden dolayı, bu yıl sadece çok ciddi yağışlar olduğu için biraz yağıştan dolayı etkilendik. Deremiz var, sulamamızı dereden karşılıyoruz. Damla sulama sistemi ile yapıyoruz. Proje kapsamımızda olan her türlü ekip ve envanterimiz bahçemizde mevcut.

 

Ne zaman ürün almaya başladınız?

İlk yıl çiçek olarak satışı gerçekleştirdik. Bu yıl da ürünlerimizi ürettik. Lavanta yağımızı çıkardık. İnşallah devamı da gelir. Aslında kurulma hedefimiz sanayi bölgesi olduğumuz için, kozmetik fabrikalarına direk toptan bir şekilde satış gerçekleştirmekti. Ama sonra yaşanan ticari değişikliklerden dolayı bende kendi markamı oluşturma yoluna gittim. Bahçemizin adına satış yapmak istedim. İlk ürünlerimiz ile birlikte ilk tanıtımı bahçemizde geçen hafta gerçekleştirdik. 5-6 çeşit ürünümüz var. Lavanta yağımız ve lavanta hidrosolümüz direk bahçemizin ürünlerinden makineyle çıkarılan saf herhangi bir ekleme yapmadan organik haliyle yapılmış ürünler. Lavanta kolonyamız var, onu da ben kendi ellerimle yaptım. İçinde tamamen lavanta yağı var, esans ya da kimyasal hiçbir şey kullanmıyorum. Birkaç çeşit lavanta sabunumuz var. Sabunlarımızın birisi temizleyici özelliğe sahipken, bir diğeri bakım yapmak amacıyla üretildi. Lavanta yağımızı kullanmak için buhurdanlıklarımız var. Tütsü mumları diye geçen lavantalı mumlarımız var. Ürün sıkalamız şu anda böyle ama, ilerleyen süreçte kozmetik sektörü için ürünlerimizi daha farklı şekillendirmeyi düşünüyorum. Ama ürün stoklayarak değil de, her zaman doğal, taze, kişiye özel ürünler yapmayı planlıyorum. Mesela lavantalı bakım kremlerimiz var. Lavanta ile kendine bakım yapmak isteyen bir kadının ihtiyacı olan her ürünü oluşturmaya çalıştım. İşte lavanta sabunu ile yüzünüzü yıkadıktan sonra, hidrosolünüzle tonikleyebileceğiniz, sonrasında sorunlu bir cildiniz varsa eğer antibakteriyel olarak kullanabileceğiniz lavanta yağınızı, ardından nemlendirmek için lavantalı nemlendirici kremleri kullanabileceğiniz bir lavanta bakım serisi oluşturdum. İlerleyen zamanlarda kremlerimizi farklı yağlarla birleştirerek doku yenileyici olarak biraz daha geliştirip, farklı ürünler üretip, bireysel ihtiyaca göre kullanılabilecek ürünler de üreteceğim.

 

Kozmetik alanında organik ürün üretiyorum

Tıbbi aromatik bitkiler bölümünü okurken zaten kozmetik alanında organik ürün, organik kullanım konusunda birçok eğitim ve laboratuar çalışmalarımız oldu. Bu uygulama sahamdaki bütün ürünleri ordan öğrenmiş olduğum bilgiler sayesinde yapıyorum. Bazen soruyorlar, bir lavanta bahçesi açmakla bütün bunlar oluyor mu diye, ancak ben de herşey eğitimle, bilimle mümkün diyorum. Bilgi bir yandan uygulama, bir yandan birlikte olması gereken iki faktör. Mesela ben okulumu bitirdikten sonra Yalova Araştırma Enstitüsü’nde Lavanta Yetiştiriciliği eğitimi aldım. Tekirdağ’da yapılan lavanta festivallerini hep takip ettim. Oradaki yetiştiricilerle görüştüm. Bir genç olarak bu girişimde bulunmamdaki en büyük sebep çok güzel bir öğretmenle ve çok güzel bir yol gösterici le karşılaşmamdır. Doğru bir şekilde yönlendirerek, arkamda durması, ondan aldığım destekle, arkama dönüp baktığımda ya da endişe duyduğumda elimi tutacak bir eli hissetmemle yolumu yürümeye devam ettim.

 

 

İşimizi geliştirmek için elimizden geleni yapacağız

Ailemin de desteğiyle bu şekilde bir bahçeyi kurabilmek, bugünlere gelebilmek nasip oldu. Bu bahçeye eli değmeyen bir aile ferdimiz yok. Onların da desteğiyle işimizi geliştirmek için elimizden geleni yapacağız. Hep birlikte devamlılığını sağlayabileceğimizi ümit ediyorum. Tüm bunları yaparken sonrasında da piyasada var olabilmek, birşeyler yapabilmek, devamlılığını getirebilmek için karşımıza çok güzel insanlar çıktı. Ticaret anlamında yön gösterici abilerimiz, ablalarımız, mühendis hanımlar, bu noktada birçok belediyenin desteklemesi, il müdürümüz, ilçe müdürlerimiz bizi gerçekten çok desteklediler. Onların sayesinde de eksiklerimizi tamamlayarak, devamlılığını getirdik. Şimdi de başımız sıkıştığında, anlayamadığımız birşey olduğunda kendilerine danışıyoruz. Çünkü tarım öğrendim uygulayabilirim diyecek birşey değil. Her an bir değişiklik olabiliyor, her an bir hastalık karşınıza çıkabiliyor, iklimler çok değişiyor, hava koşulları sürekli değişiyor vs. Her an ne olacağı belli olmayan bir sektör. Ben de o aldığım destekle, yani bana destek olanların gerek bilgi noktasında gerekse uygulama noktasında her ihtiyacımı karşılamalarıyla devamlılığını getirdim. Güzel insanlarla karşılaşmanın sonu güzel oldu. İnşallah da bu şekilde devam edeceğiz.

 

Röportajın devamı yarın….

 

 

 

6 Yorum
  1. Yasemin 5 ay önce

    Hayallerinin peşinden gitmeyi lavanta kokularını hissettirerek ne güzel anlatmışsın kalemine yüreğine sağlık…

  2. Azize Küçükkeskin 5 ay önce

    Kaleminize sağlık. Çok güzel bir röportaj olmuş .Genç girişimci bayanları destekleyip hayatlarını örnek olarak yazdığınız için teşekkür ediyoruz .Kardeşimede çıkmış olduğu bu yolda başarılar diliyorum ..

    • Yazar
      Bihter Gördü 5 ay önce

      Teşekkür ederim Azize Hanım. Bu vesile ile tanıştığıma memnun oldum. Sevgiler.

  3. Münevver kork 5 ay önce

    Lavantaların güzelliği insanı büyülüyor birde bu yazıyı okuduktan sonra onlara harcanan emeği daha iyi anladığım için her baktığımda daha fazla büyüleyecekler. . Allah yolunu açık etsin..

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account