Merhaba sevgili dostlar yeni güne, yeni haftaya…

Güzel, sağlıklı günleriniz bol olsun.

İlk yazımda biraz kendimden bahsedip kendime nasıl uyandığımı anlatmaya çalışmıştım.

Biraz daha bu konu üzerinde yoğunlaşmak istedim bugün.

Peki nasıl kendine uyanır insan?

Nasıl kendi dünyasına bir yolculuğa çıkar?

Benim uyanışım 30. yaş günüme günler kala başladı.

Eyvah artık 20’ler gidiyor oysaki gençlikte yapmak istediğim ne çok şey var” diye telaşlanıp kendimi örgütlemeye başladığım anda iç gıdıklanmalarım vuku buldu.

Evet artık çok genç sayılmazdım ama geç de kalmamıştım.

Aslında hiçbir yaşta insan geç kalmaz bir şeylere.

Çünkü insanoğlu nefes aldıkça daha çok bağlanır hayata, her gün daha büyük ümitlerle uyanır güne.

Ve daha fazla gelecek planları yapar.

Birçoğumuzda durum böyledir eminim.

30! Çok büyük bir yaş değildi belki ama 20’lere veda demekti, hayatına olgunluk takısının eklenmesi demekti.

Sanki sorumluluğu da yükü de daha fazla gibi geliyordu bana.

Bu yüzden üniversiteye başladığımda yaşadığım büyüme ve kendi başıma kalma korkusundan çok daha fazla ürkmüştüm açıkçası…

“Eyvah ne yapacağım! Artık 30’um” dediğim anda nereden bilebilirdim ki hayata daha sağlam adımlarla yürüyeceğimi…

30 demek artık ne istediğini bilmek demekti. Benim için de öyle oldu.

“Şöyle mi yapmalıyım, böyle mi olmalı” kararsızlıkları artık son bulmuştu.

Nettim. Bu yeni haller benliğimi daha iyi ortaya koymama yardımcı oluyordu.

Artık sınırlarım, istediğimi yaklaştırıp uzaklaştıracağım bir alanım vardı.

Bu hayatın bana ait olduğunun farkındaydım, tekrarının olmadığının da…

Bu saatten sonra müsvedde yaşayamazdım.

Olmadı baştan yazayım diyecek zamanım da daralıyordu.

Ertelediğim ne kadar şey varsa yapmalıydım.

Daha fazla geç kalamazdım.

Peki ne yapmam gerekiyordu?

Sağlıklı beslenme, spor yapma gibi insan hayatının aslında olmazsa olmazlarından bahsetmiyorum.

Bunlar zaten 7’den 70’e insanın hayatının bir parçası olmalı.

Benimki daha sosyo-psikolojik şeyler üzerine yapılması gerekenleri kapsıyordu.

İstemediğim bir işte çalışmamalıydım, beni mutlu etmeyen insanları hayatımdan çıkarmalıydım, eksik taşları da tek tek yerine koymalıydım vs.

Ne demiş Montaigne “Zorla, istemeye istemeye yaptığım her şey dokunur bana; seve seve, iştahla yaptığım hiçbir şeyden zarar görmedim.”

Zorla yaptığımız her şey işkenceye dönüşür zamanla.

Benim de öyle olmuştu.

Yapabileceklerini bildiğin halde yapamamak çok iç acıtan bir durum değil mi sizce de?

Ben yapabileceklerimin fakındaydım artık.

30’um heytt çekilin açın yolları dediğim anda gerçekten içimdeki siren sesinden irkilip etrafımdaki herkes kendi yolculuğuma geçit vermeye başladı.

Ailem!

Ah benim müzik ve tiyatro aşkımı bildiği halde beni zorla iletişim fakültesine yollayan canım ailem bile “Yürü biz senin arkandayız” demeye başlamıştı.

Be mübarekler! 30’umu beklediniz.

Aslında bekleyen onlar değildi bendim.

Bir gün beni anlamalarını bekledim sessizce.

Ta ki içimdeki çığlık dışıma vuruncaya kadar.

Hayat bazen planlayarak gitmiyor tabi ki…

Hop bir bakıyorsunuz karşınızda bambaşka bir senaryo yazılmış ve sizden başrol oynamanız isteniyor. Evet bende bir çok kez bana yazılmış olan senaryoyu oynadım.

Hayat bu, bazen sen ona ayak uyduracaksın.

Ama dünümden farklı olarak nasıl oynayacağıma bu kez ben karar verdim, bu seçimi de ona bırakmadım.

Artık istemediğim bir işte çalışmıyorum, beni mutlu etmeyen insanları hayatımdan teker teker çıkarıyorum, liste kabarık henüz bitiremedim.

Eksik taşlar dediğim şeyler de yapmak istediklerim, olmak istediğim yer ve olmak istediğim ben…

İşte bu biraz zaman alacak gibi ama ben kendi dünyama keşfe çıktım bir kere.

Eminim o taşlar gelip yerini kendi bulacak.

Bu benim dünyam tabi ki.

Kendimden örnek veriyorum diye herkes 30’unu bekleyecek ya da çok geç kalmış olduğunu düşünecek değil.

Halen 30’unda olmayan sevgili kardeşlerim siz benim gibi beklemeyin. 30 bir yaş sınırı değil, bu benim uyanışım, siz daha erken uyanın!

Ya da 30’u çoktan geçmiş ‘yaş kemale artık erdi’ diyen sevgili büyüklerim sizler de kendinize uyanmak için geç kalmış sayılmazsınız.

Bence bir an önce arzularınızı, isteklerinizi naftalinleyip kaldırdığınız o sandığı bir açın.

Umarım herkes geç kalmadan kendine uyanır, hayatındaki eksik taşları tamamlar…

Vakit kaybetmeyin kendinizi keyfe çıkın derim.

Yeni yazıda görüşünceye kadar kalalım sağlıcakla…

 

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account