Tarihi doğru okumak için doğru düşünmek, doğru düşünmek içinse objektif olmak gerektiğini dile getiren  Mustafa Aydemir, ”Oysa objektif olabilmek bile objeye yani burada tarih hangi açıdan hangi gözle baktığımıza, objeyi ve objektifi nereye koyduğumuza bağlı değil midir? Bizler tarihimizi her açıdan doğru okumaya başlayınca büyük destanlarımızın da büyük hazineler gibi topraklarımızın veya sularımızın altına saklandığını görmekteyiz”

 

Biz de objektifimizi denizler altına koyarak tarihimize farklı bir noktadan bakalım istedik. Sualtı ve denizcilik tarihimizin çok özet bilgileriyle başlayalım öyleyse dedikten sonra sözü hayatını denizlere adayan ve bu çalışmaları arasında yüzlerce makale, inceleme ve araştırma yazıları ile Türk denizcilik tarihine ışık tutan aynı zamanda Ben Bir Türk Zabitiyim adlı Antalyalı Komutan Mustafa Ertuğrul’un hayatını denizin dibinden çıkartarak Türk Denizcilik Tarihi arşivine kazandıran araştırmacı Mustafa Aydemir’e bırakıyorum:

 

 

Batıklardaki tarihimiz derken neyi kastediyorsunuz?

Önce kaba bir hesap yapalım: 8333 km uzunluğundaki kıyı şeritlerimizde 20 teknenin battığını varsayalım. (ki sadece Ege Denizi’nde daha fazlası batar) Bunu 5000 yıllık denizcilik geçmişiyle çarpalım. Ortaya tahmini 100 bin batık çıkacaktır. Gelin bugün biz Akdeniz – Ege – Marmara ve Karadeniz’in eski çağı, antik çağı, orta çağı ve yeni çağı ile 1. ve 2. Dünya Savaşları Batıkları’nın bazılarını ele alalım birlikte. İçimizde belki bazıları, yaa biz bu topraklara bin yıl önce geldik. Eski ve antik çağların batıkları niçin bizim tarihimiz olsun ki diye düşünebilir. (Atalarımızın Anadolu’ya 1071’den önce geldiği tartışmasına girmeden) Şunu iyi bilelim ki bu coğrafyadan bize miras kalan herşey artık bizimdir. Çünkü uygarlık serüveni damla damla biriken, tuğla tuğla örülen ve gelişen bir süreçtir. Dolayısıyla Sultanahmet, Süleymaniye Camileri ne kadar bizimse Ayasofya ve Galata Kulesi de artık o kadar bizimdir. Bu toprakların, bu suların, bu batıkların tarihi de bizimdir.

 

Peki biz bu batıklardan neleri öğreniyoruz?

Tabii ki öncelikle insanlığın tarihini öğreniyoruz. Onun denizlerdeki serüvenini öğreniyoruz. Gemicilik, denizcilik, denizaşırı ticaret, yeme-içme, giyim-kuşam, düşünce, sanat ve yaşam kültürlerini öğreniyoruz. Şimdi gelin hep birlikte kıyılarımızda tarihsel bir yolculuğa çıkalım:

 

Sualtı arkeolojisi bilimini başlatan Antalya-Gelidonya Batığı hakkında neler söyleyeceksiniz?

1958 yılında Gelidonya Burnu Beşadalar Bölgesi’nde süngerci Kemal Aras tarafından bulunmuştur. Türkiye’de kazılan ilk batıktır. Amerikalı Peter Trockmorton’un peşine düştüğü batık Mustafa Kapkın tarafından fotoğraflanmış, 1960 yılında ise Pensilvanya Üniversitesi’nden Tunç ve Miken çağı uzmanı George Bass başkanlığında bir ekip tarafından kazılmıştır. Batıkta Öküz Gönü şeklinde bakır külçeler ile o devre ait silah ve tarım el aletleri bulunmuştur. 19-20 metre boylarındaki batık bir uçurumun dibinde M.Ö 1200’lü yıllara tarihlenmiştir. Su altında ilk kez bilimsel arkeolojik bir disiplinle kazılan batık, sualtı arkeolojisi bölümünün tüm Dünya üniversitelerinde yeni bir bilim dalı olarak doğmasına yol açmıştır. Lütfi Celil Süngerci Teknesi’yle yapılan araştırmalar son derece ilkel koşullarda yapılmasına rağmen dünyada hayli ses getirmiş, 35 yıl sonra kazılan Ulu Burun Batığı bulunana kadar da ”Gelidonya Batığı Dünya’nın En Eski Batığı” ünvanını elinde bulundurmuştur.

 

Halen Dünya’nın en eski batığı Kaş-Ulu Burun Batığı mı?

Geç Tunç Çağı’na ait olan bu batık M.Ö 1330 yıllara tarihlenmiş, 44-52 metre aralığındaki derinliklerde kazılmıştır. Batık süngerci Mehmet Çakır tarafından bulunmuştur. Kazı yine Pensilvanya Üniversitesi profesörlerinden George Bass başkanlığında kazılmış, Türkiye’den Cemal Pulak, Tufan Turanlı bu araştırmada önemli görevler almıştır. Halen ”Dünya’nın Sualtındaki En Eski Gemisi” olan bu batığın kazısına 1983 yılında başlanmış 11 yılda tamamlanmıştır. Batıkta (bir orduyu donatacak kadar) 11 ton, yine Öküz Gönü şeklinde bronz külçeler bulunmuştur. Bu malzeme o dönemde çok önemli bir hammaddeydi. Batıkta Kenan Amforası’nın yanı sıra Nefertiti’nin isminin yazılı olduğu mühür, altın kupa, mızraklar gün ışığına çıkartılmıştır. Gemide ayrıca fildişi menteşeli Dünya’nın en eski kitabı da bulunmuştur. Geminin bir kraliyet gemisi olduğu tahmin edilmektedir. Gemi Mısır, Suriye, Kenan Ülkesi, Kıbrıs, Kuzey Afrika, İtalya ve Anadolu kıyıları arasında seferler yapmaktaydı.

 

Antik Çağ’ın önemli bir ticaret gemisi Çeşme Tektaş Batığı için neler söyleyeceksiniz?

Denizlerimizdeki sualtı hazinelerimizin büyük bir bölümünü Antik Çağ batıkları oluşturur. Çünkü bu çağ, ticaretin, siyasetin, sanat, fikir ve gemiciliğin çok üst düzeyde yaşandığı çağlardır. Bu dönemde Anadolulu tüccarlar Kuzey Afrika kıyıları, İtalya, İspanya, Karadeniz başta olmak üzere birçok bölgeye ulaşmışlar ve orada koloniler kurmuşlardır. Bu koloniler daha sonra Kartaca, Marsilya gibi yeni ve büyük kentlerin doğmasına yol açmıştır. Bu döneme ait bir gemi olan bu batık, M.Ö 5 yüzyıla tarihlendirilmiş. 1996-2001 yılları arasında yine George Bass başkanlığında kazılmıştır. 38-45 metre derinlikte yatan gemi 15 metre boyundaydı ve içerisinde 15 ton yük vardı. Gemiyi bulan Tufan Turanlı ve Marc Mc Coy’dur. Bu döneme ait daha önce zaten İtalya’da 2, Kıbrıs’ta 1, Marmaris taraflarında 1 adet önemli batık bulunmuştu. Gemideki amforalar ise Mende Adası menşeli idi. Bu amforalar o dönemlerin yegane konteynırları olup, bunların içerisinde zeytinyağı, şarap, bal, pekmez, hububat gibi muhtelif mallar taşınmaktaydı. Aynı zamanda bir sıvı ölçü birimi olan amfora formları bilindiği gibi içerisindeki malların da tescilli markası sayılırdı.

 

Dünya’nın en büyük cam hazinelerini taşıyan Serçe Limanı Batığı’ndan bahsedelim birazda…

Bu batık 1977 yılında yine Teksas Üniversitesi profesörlerinden Geroge Bass başkanlığında A.İ.N.A (Amerikan Ulusal Arkeoloji Enstitüsü) tarafından kazılmıştır. 15 metre boyundaki tekne yelkenli ve 2 direkliydi. Süngerci Mehmet Aşkın tarafından 33-34 metrelerde bulunmuştur. Bu gemi kayıtlara tarihin en büyük cam hazinelerine sahip batığı olarak geçmiştir. Bu cam eserler diğer yukarıda bahsedilen iki batıkta olduğu gibi bugün Bodrum Sualtı Müzesi’nde sergilenmiştir. Serçe Limanı Batığı bugüne kadar modern teknikle inşa edilmiş, yine Dünya’nın en eski teknesidir. Bulgar bandıralı Hristiyan gemisindeki eserler M.S 1025 yılına ait İslam eserlerini taşımaktaydı. Batıkta bulunan cam ağırlıktaki Fatimi Sultanı Bin Amrallah’a ait damga gemideki malların da kesin tespitini yapmakta araştırmalara yardımcı yardımcı olmuştur. Geminin baş ve kıç ambarlarında camlar, orta ambarında ise amforalarla birlikte kılıçlar, mızraklar, günlük kullanım araçları, iki değirmen taşı, satranç, tavla, muhtelif ağırlıklar ve sikkeler bulunmuştur. 1995 yılında Bizans dönemine ait yine George Bass tarafından M.S 9-10. yüzyıla tarihlenmiş Marmaris Selimiye’de bir Bizans batığı da kazılmış ve bu batıkta da yüzlerce amfora bulunmuştur. Keza aynı dönemlerde Bodrum Yassıada Topuğu’nda üst üste 4 batık tespit edilmiştir. Bu batıklar en altta 4. yüzyıla ait Roma, onun üzerinde M.S 7. yüzyıla ait Bizans, onun üstünde 16. yüzyıl Osmanlı Batığı ve en üstünde ise yakın döneme ait Sac Gemi Batığı’dır.

 

Ülkemizde tam anlamıyla bir Türk Araştırma Ekibi tarafından kazılan ilk batık hangisidir?

Ülkemizde tam anlamıyla bir Türk Araştırma Ekibi tarafından kazılan ilk batık, İstanbul Üniversitesi profesörlerinden Nergis Günsenin tarafından kazılan Marmara Adası Batıkları‘dır. Günsenin 1997 yılında Tek Mezar 1 Batığı’nı ardından Tek Mezar 2 Batığı’nı kazmış ve Ganos amforalarıyla yüklü gemiler M.S 11-12 yüzyıllara tarihlendirilmiştir. Yine aynı ekibin 2005 yıllarında kazdığı Çamaltı Burnu Batığı, M.S 13. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Muhtemelen şarap taşıyan bu batıktaki amforalar da Bizans Dönemi’ne ait olup Marmara Denizi çevresindeki amfora üretim merkezlerinde üretilmişlerdi. Buradan çıkan eserler bugün Bandırma Müzesi depolarında gün ışığına çıkacağı günü beklemektedir.

2 Yorum
  1. Ayşegül Tahinciığlu 7 ay önce

    Ülkemizin zenginlikleri anlatmakla bitmiyor.
    Gerek denizlerde gerek karada zengin madenler var.
    Emeğine sağlık

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account