Asya’daki ve Anadolu’daki Türk kaya resmi alanlarının birçoğunda kaya resimlerine eşlik eden eski Türk oyma yazıtları bulunuyor. Ya da tersi; o oyma yazıtlara eşlik eden kaya resimleri diyen Türk oyma yazıtları üzerinde çalışan Türklük biliminde bağımsız araştırmacı Cengiz Saltaoğlu, bakın neler anlatıyor:

“Eski Türk kaya resimleri ve yazıtlar geleneği”

Böyle bir “Eski Türk kaya resimleri ve yazıtlar geleneği” var tarihte. Çoğu adak yazıtları bunların. Bir bölümü de av yakarışları; “Yoldaşın aç, av hayvanı gönder, temiz av ver!” diye yakarıyor Tanrı’ya eski avcılar. “Temiz” nitelemesi ilginç; çoğunlukla dağ keçisi ve geyik için kullanılıyor. Çoğu adak yazıtları bunların dedik; daha çok da hastalıklara karşı, çeşitli kötülüklere karşı, “aç kötülük cinine”, “hastalık cinine” karşı. Ava iniyor aç kötülük cini. O ısırdığında veya yediğinde hastalanıyor ya da ölüyor kişi.

Tanrının yoldaşı eski Türk insanı

Kurban sunulması gerekiyor – ayrıca bir de, cini bozguna uğratacak iyicil Tanrı’ya sunulan, onunkinden daha nitelikli kurbana ek olarak – hastayı yemesin, açlığını kurbanlıkla gidersin diye. “Eziyet altında yıpranıp mahvoldu yoldaşın, kurtar!” diye, “İyileştir!” diye sesleniyor dertliler. Yine “yoldaşın” sözü. “Tanrı’nın yoldaşı”; ilginçtir – ve çok anlamlı -, böyle tanımlıyor kendini Eski Türk insanı. Böyle olunca, “Dost!” diye sesleniyor bu yazıtlarda tanrısına eskiler; “Ey Dost!”. Tengrici metinler bunlar. (Aşağıdaki fotoğrafta Cengiz Saltaoğlu hocamız, Ankara Güdül Salihler Köyü çevresindeki kaya resmi alanlarını bulup rahmetli Servet Somuncuoğlu’na bildirerek bilimsel keşiflerini sağlayan, aynı köyden yerel kahraman Cemil Söylemezoğlu (soldaki) ile  birlikte alan çalışmasında görülüyor.)

Türk kaya resmi alanları kutsal alanlar

İslamlık öncesi özgün Türk inanışları. Türk kaya resmi alanları Tengri dininin kutsal alanları. Tanrı’ya yakarılan, adak adanan, kurban sunulan ziyaret yerleri. O yüzden, O’na daha yakın olan dağ başlarında, yaylalarda, kutsal kayalarda, kayalıklarda hemen hepsi de. O yüzden “kaya” resmi, “kaya” yazıtı. Bengü kaya, kutlu kaya; sözü/yazıyı Tengri’ye eriştiren kutlu ve kalımlı aracı.

Damgasını vurup imzasını atıyor yazıtın yanına

Kendisi oradan ayrıldıktan sonra da Tanrı’nın gözünün önünde kalmayı sürdürsün, unutulmasın diye kayaya kazıyıveriyor, çiziktiriveriyor dileklerini, yakarışlarını okuryazar eski Türk insanı. Kendi özgün, ulusal yazısıyla, oyma yazıyla yazıp çiziyor, sonraları çeşitli yabancı dinlere girip çıktıkça ne yazık ki bırakmadan, tarihin çöplüğüne atmadan önce o güzelim öz yazısını. Hanların, beylerin, bey hanımlarının kendi yazıcıları, kamları var ama çoğu sıradan, halktan kişiler bu insanların. Kadınlar, erkekler, kamlar, askerler, avcılar vb. Bir de boy damgasını vurup imzasını atıyor yazıtın yanına çoğunlukla.

Sadece kaya sanatı değil, aynı zamanda inanç

Adak hayvanlarının, kurbanlıkların ya da avcıysa, Tanrı’dan istediği av hayvanlarının resimleriyle bir güzel de süslüyor. Aslında ille yazıyla dile getirmiş olması da gerekmiyor. Yazısı sözü olmayan sayısız başka Türk kaya resimlerinin, kaya resmi alanlarının yalnızca kaya sanatı değil, aynı zamanda inanç da olduğunu anlayabiliyoruz artık. Dağ başlarına, uzak kayalara, kayalıklara salt sanat olsun diye yapılmamış o kaya resimleri belli ki. Arada belki canı resim yapmak istemiş, sanat için sanat yapmış eski insanlar da olmuştur, neden olmasın, ama bizce çoğu inanç anlatısıdır o yapıtların.

Türkçe’nin en eski, en güzel, en şiirsel metin örnekleri yazıtlar

Eski Türk oyma (runik) yazıtları deyince akla ilk önce Moğolistan’daki Orhun yazıtları geliyor doğal olarak. İkinci Gök Türk İmparatorluğu ileri gelenlerinden Bilge Kağan’ın, Köl Tėgin’in, Tonyukuk’un gömüt taşı yazıtları. Bir de, Orta Asya Yenisey Irmağı havzasının çeşitli yerlerindeki Yenisey yazıtları. Yenisey yazıtlarının çoğu da yine gömüt taşı yazıtları; bir bölümü de çeşitli içerikte kaya yazıtlarından oluşuyor. Yine hemen hepsi gömüt taşı yazıtları olan Talas yazıtları var. Hoytı-Tamır yazıtları vb. Bunlar Türkçe’nin en eski, en güzel, en şiirsel metin örnekleri arasında.

Yazıtlar yaşama sevinci dolu

“Eski” nitelemesi yanıltmasın, çok gelişmiş ve sanatlı bir yazı dili var bunların hepsinde de. Gömüt taşı dedik ama ölüm yok bu yazıtların hiç birinde. Hepsi de yaşama ve dünyaya dönük, yaşama sevinci ve sevgisi dolu, “Ne yazık, ne acı, ayrıldım!” diye yerinen, arı dilli, içli duygu açıklamaları bunlar. “Ey yolcu, ben de senin gibiydim, sen de benim gibi olacaksın…” gibisinden kararıp karartıp giden, tarihin bir kırılma noktasında kültür değişimine uğramış, dili karışık, kasvetli ve içi kararmış “ölümsel” metinler değiller yani. Yayımlanmış durumda Orhun, Yenisey, Talas vb. Eski Türk gömüt taşı yazıtları. Belki bu yazdıklarımızla meraklanmış okuyuculara, güncel ağızlarındaki “dil pasını” da biraz olsun giderebilmeleri açısından, edinip bir okumalarını ya da en azından bir göz atmalarını öneririm. Seveceklerdir.

Oyma yazıyla yazılmış kitaplar var Eski Uygur Türkleri’nde

Gömüt taşları Eski Türkler’in tek yazı yüzeyleri değil elbette. Oyma yazıyla yazılmış kitaplar var Eski Uygur Türkleri’nde. Fakat daha çoğu da Asya’daki çeşitli Türk kaya resmi alanlarında bulunuyor kaya yazıtları olarak. Tıpkı Anadolu’da da olduğu gibi. Anadolu’daki Eski Türk kaya resimleri ve oyma yazıtlarının büyük bölümünü, Ankara Güdül Salihler Köyü’nden Cemil Söylemezoğlu gibi yerel kahramanların bildirmesi ve göstermesiyle rahmetli Servet Somuncuoğlu keşfedip kitapları ve çektiği belgesel filmlerle kamuoyuna duyurup tanıttı. Ben de onun çalışmalarının bir bölümüne katılıp bu keşiflerin kimilerine tanık ve ortak olma mutluluğuna sahip oldum. Araştırmalarım onun beklenmedik ölümünden sonra da sürdü ve hala da sürüyor. Bu süreçte ne mutlu ki kendi keşiflerim de oldu. Bunların yayımlarını zamanı gelip hazır oldukça yapmaya çalışıyorum.

Yüzlerce Eski Türk oyma yazıtı saptadık

Sözünü ettiğim oyma yazıtlar Türkiye’nin Ankara, Antalya, Artvin, Denizli, Erzincan, Erzurum, Hakkâri, Kars, Mersin, Ordu gibi illerinin çeşitli yerlerinde, genel olarak kaya resmi alanlarında bulunuyor. İnanıyorum ki önümüzdeki zamanda araştırmalar sürdükçe Anadolu’nun daha başka pek çok yerlerinde de yenileri bulunacaktır. Özellikle Ankara Güdül Salihler Köyü ve Ordu Mesudiye Esatlı Köyü kaya resmi alanları yazıtlar bakımından çok varsıl. Buralarda yüzlerce Eski Türk oyma yazıtı saptadık. Bunlar arasında, Esatlı ve bir bölümü de Salihler’den 111 oyma yazıtı “Unutulmuş Bir Geçmişten Oğuz-Kıpçak Sesler: Esatlı Yazıtları” başlıklı bir kitap içinde Ekim 2018’de yayımladım. Yazıtların içeriğini merak eden okuyucular, ilgili öteki yayımlarımla da birlikte, bu kitaba academia.edu Cengiz Saltaoğlu ağsayfasında e-kitap biçiminde ulaşıp ücretsiz olarak indirebilirler.

Eski Uygur metinlerindeki Türkçe

Eski Türkçe, Türkçe’nin MS 6.-9./10. yüzyıllar arasında kullanılmış olan biçimine dilbilimcilerin verdiği ad. Genel olarak Orhun-Yenisey yazıtlarındaki, Eski Uygur metinlerindeki Türkçe yani. Anadolu Eski Türk oyma yazıtlarının dili dil özellikleri bakımından bir bütün olarak Eski Türkçe dönemiyle uyumlu. Aynı dil kısacası. O yüzden, Anadolu Eski Türk oyma yazıtları kuramsal dilbilimsel olarak MS 6.-9. yüzyıllar arasına tarihleniyor diyoruz. Çoğu Eski Oğuz ve Kıpçak Türkleri’nden kalma bu yazıtların (hem üstlerindeki damgalardan hem de Oğuz ve Kıpçak Türkçesi’ne özgü kimi lehçesel özelliklerinden ötürü biliyoruz bunu). Bu yazıtların tarihsel arka alanını ve konunun daha birçok başka yönünü yukarıda değindiğimiz kitabımızda ele aldık, tartıştık. Burada sözü daha çok uzatmamak adına, ilgilenen okuyucuların kitabımıza başvurmalarını öneriyoruz.

 

 

 

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account