Sakin Şehir Vize’nin tarihiyle, kültürüyle doğasıyla ünlü bir ilçe olduğunu ifade eden Vize Belediye Başkanı Ercan Özalp, “İlçemizi daha fazla tanıtmamız lazım, bir süredir tanıtım faaliyetlerinde zayıf kalmışız. Projelerimizi hazırladık. Her şehirin bir hikayesi vardır. Biz de Vize’nin günışığına çıkmayan hikayelerini anlatacağız. Bir yandan Sakin Şehir Vize’nin kimliğinin koruyup ortaya çıkarırken, bir yandan da o kimliği geleceğe taşıyacağız.”

Bugün Milan Kundera’nın Yavaşlık isimli kitabından bir alıntı yaparak başlamak istiyorum.

“Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden birşey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hala çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem içine girer:  Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Hızın derecesi  unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.”

Birşey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır… diyebiliriz…

“Olaylar çabucak olup bittiği zaman, kimse hiçbir şeyden emin olamaz, hiçbir şeyden, hatta kendisinden…

Hızın derecesi unutmanın yoğunluğu ile doğru orantılıdır. Bu denklemden değişik doğal sonuçlar çıkartabiliriz, örneğin şu: Çağımız hız iblisine teslim ediyor kendini ve bu nedenle kendisini kolayca unutuyor. Oysa bu savı tersine çevirip şöyle söylemeyi yeğliyorum: Çağımızda unutma arzusu bir saplantı haline gelmiştir. Bu nedenle, bu arzuyu tatmin etmek için hız iblisine teslim olmuştur çağımız, kendini anımsamak istemediğini bize anlatmak için hızını artırır, çünkü kendinden bıkmıştır, kendinden tiksinmektedir, belleğin titrek alevini söndürmek istemektedir. ”

 

 

Siz hızlı ve yavaş yaşam farkını düşünedurun, ben Sakin Şehir Vize Belediye Başkanı Ercan Özalp’le yaptığımız keyifli sohbette aldığım notları şuraya bırakayım:

Bilinçli olarak bu hale getirildik

Geçenlerde bir toplantıya katıldım. Malatya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Türkiye’de şu an da belediye sayısının 1280 civarında olduğunu söyledi. 81 il, 900 ilçe var. Belde sayısı da 200 küsurlara düştü bu büyükşehir yasası ile birlikte. Cumhurbaşkanı 1280 sayısı çok, 81’e inmelidir dedi. İlçeleri de il belediye başkanlarını da kendisi atasın. Ya da kaymakamlar gibi merkezi hükümet atasın istiyor. Bizimle nüfus olarak eşdeğer Fransa var, Almanya var. 2002 yılından önce Türkiye’deki belediye sayısı 3500’dü. Önce 2000 nüfusa düşen beldeleri kapattılar. Büyükşehir sayılarını 31’e çıkardılar. Bunlar tamamen mutlakiyet rejimine, merkezi bir yönetime, eyalet sistemine geçişi gösteren hareketlerdir.

İnsanlar sahipsiz kaldılar

Nüfuslarımız aynı olan Fransa’da 14 bin, Almanya’da da 11 bin belediye var. Oralarda 250 seçmenin yaşadığı yerlerde bile belediye var. Neden? Çünkü, belediye hizmet üretir ve insanların en kolay ulaştığı devlet kurumlarıdır. Belediyeyi kapattığınız zaman insanlar oradaki resmi makamlara ulaşamıyor. Oradaki bankada kapanıyor, postanede kapanıyor. Belli bir süre sonra diğer kurumlarda kapanıyor. İnsanlar, yetkili kişilere ulaşamıyor, sahipsiz kalıyorlar. Oysaki, Türkiye’de bir yaşam merkezinde en kolay ulaşabileceğiniz kişi belediye başkanıdır. İnsanlar hizmetlerden faydalanmak için kent merkezlerine gitmek zorunda kalıyorlar, orada da muhatap bulamıyorlar. Sahipsiz kalıyorlar.

 

 

Böyle bir dünya yok

Cumhuriyetin ilk yıllarında okullar yapmışlar. Fakir bir devlet, her köyde bir okul. İnanabiliyor musunuz? Şimdi biz 2020 yılına gelmişiz köylere tuvalet yapamıyoruz. Onlar 1930’lı yıllarda o fakir cumhuriyetle her köye bir okul yapmayı başarmışlar. Ancak noldu? Zaman geçti köydeki okulları kapattınız, taşımalı sisteme geçtiniz. Okullar kapanınca insanlar köydeki imama mahkum kaldılar. Aydın düşünceli öğretmenler, o köye taşımalı da gidip gelseler, ilçe merkezinde de otursalar, okuluna gidip gelirken oradaki insanları da eğitiyordu. Okulları köylerden aldınız, köylerde yaşayan çocuklar büyüdü, insanlar çocuklarını okula göndermek için köyleri terk ettiler. Köylerde yaşlılar kaldı. Şimdi de biz o yaşlı insanlardan istiyoruz ki ıspanak, maydanoz eksinler, tavuk baksınlar, bize yumurta getirsinler, inek baksınlar, tereyağı yapsınlar. Oldu? Adam işini gücünü bırakacak, tereyağı üretip bize getirecek. Böyle bir dünya yok.

 

Peki Avrupa ne yapıyor?

Avrupa’da da insanlar köylerde oturmuyorlar. Ama daha bilinçli bir şekilde tarım yapıyorlar. Daha bilinçli bir şekilde çalışıyorlar. Hollanda da bir aile, hanımıyla beraber 25 tane inek bakıyor mesela. Bir devlet dairesine ya da bir fabrikaya girsem karı koca çalışsam diye düşünmüyor onlar. Kendi işlerini kuruyorlar. Böyle bir otokontrol mekanizmaları var. Çünkü sistemlerini kurmuşlar. Biz de maalesef bunların hiçbiri yok. Olmadığı için insanlarımızda bir kaos, bir karmaşa var. Asgari ücret daha yeni 2300 TL oldu. İnsanlar 75 TL günlükle nasıl yaşayacak? Etin kilosu oldu bizim ilçemizde 60 TL. Tek başınıza yaşayacaksanız kiranız var. Elektriğe, doğalgaza gelen zamlar ortada. Ulaşıma, TCDD’nin yaptığı zamları düşünürseniz insanlar bu ülkede nasıl yaşayacak?

 

 

İnsanlarda tepki yok

İnsanlarda tepki yok. Dengeyi nasıl kuracağız? Eski bir Moğol atasözü der ki umut öldükten sonra insan ölürmüş. Köylerde klinik yaptığım için civardaki herkesi tanırım. Geçen gün yanıma bir abla geldi yanıma, kocası ölmüş, dedi ki 200 TL parayla geçinmeye çalışıyorum. Abla dedim eşinin maaşı vardı ya, dedi ki 2 kere kredi çektim çocuğuma verdim. Onlar kesiliyor, bana kalıyor 200 TL, yiyecek ekmeğim yok evladım dedi. 1600 TL maaş alıyor aslında, köyde yaşayan dul bir kadına bu para yeter, geçinir. Çocuğu var, çocukların biri elektriği ödese, diğeri odun kömürünü alsa, al yani annen bu senin. Ama artık çocuklar anne babadan alıyor. Ve emeklilerin hepsi çocukları için kredi çekiyor.

 

Her şey küçük bir adımla başlar

Çocukları artık kendi haline bırakıp, ataerkil aileden çıkmamız lazım. Benim oğlum var, avukatlık yapıyor. Takılıyorum ona ne güzel hayatın var diyorum. Evde annen var çamaşırlarını yıkıyor, babanın kredi kartıyla harcamalar yapıyorsun. Dediğimiz gibi bizim ataerkil aileden kaynaklanan sorunlarımız da var. Bunları bir şekilde aşmamız lazım. Her şey küçük bir adımla başlar. Sizin almaya cesaret edemediğiniz riskleri göze alanlar, sizin yaşamak istediğiniz hayatı yaşarlar. Bunu da kabul etmek lazım.

 

 

Çocuklarımıza özgüven aşılamalıyız

Hem bir iş yapmayacaksınız, hem kenarda oturacaksınız, hem de onlar gibi yaşamak isteyeceksiniz. Halbuki böyle düşünen insanlar, diğer insanların ne kadar çaba, emek, enerji sarf ettiklerini bilseler, az bile kazanmış diyecekler. İnsanoğlunun yapısında var. Hep kolay olsun ister. Ancak eğitim sistemimizden de kaynaklanıyor. Aileleri gözlemliyorum. Bugün 11 yaşına gelmiş kız çocuğunu, hala annesi okula götürüp getiriyor. Eğitim sistemimizin, çocuklarımızı biraz daha özgürleştirmesi, toplumumuzun, ailelerimizin çocuklara özgüven aşılayacağı davranışlarda bulunması lazım.

 

Peki başkanım Vize’de güne nasıl başlarsınız?

Kış aylarındayız, sabah kalkar belediyeye gelirim. Belediyeye gelirken bir iki işyerine uğrarım. Burada rutin işlerimiz oluyor. Onları hallederim. Çıkar gezer dolaşırım. Halkın nabzını tutarım. Bazen sordururum kendimi, bir şikayet var mı? Sokakta, pazarda çıkar dolaşırım. Özellikle bizim insanımız hiçbir şey istemeyen insanlar. Dürüst, kimseye zararı olmayan, kendi halinde yaşayan insanlar pek fark edilmez ya bizim insanımız da öyle. Gönlü gözü çok tok insanlar, sizi yalnız yakaladıkları zaman pazarda, ya da evinin bahçesinin önünden geçerken, sizinle daha kolay irtibat kuruyorlar. Belediyeye gelip sizden bir istekte talepte bulunmuyorlar. Enteresan bir durum oluyorsa geliyorlar, bildiriyorlar.

 

Belediyecilikte sizi en çok mutlu eden şey nedir?

Belediyeler icra makamlarıdır. Milletvekilliği, rica makamıdır. Gelip sizden rica ederler insanlar, siz icraat yaparsınız. Bir park yaparsınız, bir mahallenin ihtiyacını görürsünüz. Bunları yaparken eğitici birtakım faaliyetlerde de bulunabilirsiniz. Depo olarak kullanılan bir alan vardı, orayı park yaptık. İsmini de Zübeyde Hanım Parkı koyduk. Geçen ayda oraya bir Zübeyde Hanım büstü yaptırdık. Çocuk gelecek orada oynarken tabelayı görecek, Zübeyde Hanım’ın orada büstünü görecek. Bisiklete binerken, salıncakta sallanırken görecek. Okumaya başlayınca mahallesindeki Zübeyde Hanım Parkı’nı hatırlayacak. Bunları yapmak lazım. Bir yandan eğitmek lazım insanları.

Sosyal mesajlar vererek eğitmemiz lazım

Bir diğer parkımıza Atatürk Parkı ismini verdik. Okumayı bilmiyor çocuk, 3 yaşında parka gelecek, Atatürk’ü görecek. Evinde vardır muhakkak ama, parkta da Atatürk’ü görecek. Onu gördüğü için daha rahat, daha güvenli parka gelecek. Zabıta arkadaşlarıma diyorum parklarda gezin, oturun, hiçbir şey yapmayın. İnsanlar sizi görsün. Sizi görünce polis zannedecekler, kendilerini güvende hissedecekler. Belediyeciliğe sadece, biz buraya geldik, belediye başkanlığına oturduk, suyunuzu akıtıyoruz, çöpünüzü topluyoruz, temizliğini yapıyoruz mantığıyla bakmamak lazım. Bir yandan belediyedeki rutin işlerimizi yapıp, hizmet verirken, bir yandan da vatandaşlarımızı sosyal mesajlar vererek eğitmemiz lazım. Belediyecilik budur. Bundan keyif alıyorum.

Tanıtım faaliyetlerinde zayıf kalmışız

Biz tarihiyle, kültürüyle doğasıyla ünlü bir ilçeyiz. Ancak ilçemizi daha fazla tanıtmamız lazım, bir süredir tanıtım faaliyetlerinde zayıf kalmışız. Şimdi biz 9 aydır belediye başkanıyız. Projelerimizi hazırladık. Örneğin, maliyetli olsa da güzel bir stand yaparak daha kurumsal olarak,  Emitt 2020 Fuarı’na katıldık. Kentlerde tarihi ön plana çıkarmak lazım. Turist, kendinde olmayan bir şeyi almaya niyetli, hazır parası cebinde olan potansiyel bir müşteridir. Bir ülkeye gidiyorsunuz, sizce oranın hiçbir özelliği yok ama size öyle bir anlatıyorlar ki 30 euro veriyorsunuz oraya gidiyorsunuz. Soruyorsunuz ne var burada, bir dondurmacı var. Ama o dondurmacının bir hikayesi var. Anlatabiliyor muyum? Aslında hiçbir özelliği yok.

6 Yorum
  1. Ebru Altın 1 sene önce

    Sakin şehir statüsündeki Vize’nin adını ilk defa postlarınız aracılığıyla gördüğümü hatırlarsanız daha öncede belirtmiştim. Umarım yetkililer sizler aracılığıyla tanıtım konusuna daha fazla ağırlık verirler Bihter hanim. Böylesi güzelliklerin daha geniş kitlelere duyurulması için tanıtım şart ne de olsa… Vize ile ilgili yazmaya devam edin lütfen… Yazılarınızın devamını merakla bekliyoruz. Kucak dolusu sevgiler.

    Ebru Altın
    http://www.ikicaybiriacik.com

    • Yazar
      Bihter Gördü 1 sene önce

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Kucak dolusu sevgilerimle…

  2. Havva Yılmaz 1 sene önce

    Bihtercim gittiğin yerleri senin kadar güzel özenerek ayrıntılarıyla o kadar güzel anlatıyorsun ayrıca çok güzel fotoraflar paylaşıyorsun insan ilk fırsatta gitmek isticeği buraları gidip görmek yazılarının devamını bekliyoruz emeğine sağlık yolun açık olsun CANIM.

  3. Erol Kesici 1 sene önce

    Kırklareli’nin küçük fakat doğa güzellikleri – yerel “hazineleri” ve kendine özgü kültürüyle zenginlikler katan SAKİN ŞEHİR VİZE Sevgili BİHTER GÖRDÜ’nin bakışıyla bence çok farklı anlam ve değerler yüklenmiş…Bihter Gördü Bu bölgenin en büyük hassasiyeti ne?
    “Atatürk’e karşı inanılmaz derecede hassasiyetimiz, sevgimiz, saygımız var.”Cumhuriyet nedir derseniz Atatürk deriz. Cumhuriyet nedir derseniz özgürlük deriz. Her şeyimizi ona borçluyuz””Türkiye güzel bir ülke, Atatürk burada çok sağlam temeller atmış, yıkmaya kimsenin gücü yetmez. Türkiye bu sıkıntıları da aşacak. Bugünler de geçecek.” Sakin Şehirlerimizde öne çıkmayan anlatımları sunduğun için daha da çok mutlu oldum saygı duydum size ve başkana evet ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘ÜN “sayesinde düşünemeyeceğimiz şeylere sahip olduk” Sizlerle ne kadar gururlansak azdır.. Tekrar edeyim SAKİN ŞEHİRLERE MUSTAFA KAMAL ATATÜRK’ÜMÜZLE bu kadar güzel anlatımı ilk defa rastladım.. Sakin Şehir olmak için gerekçelerden biri kültürel zenginliktir… Çoğu Sakin Şehirde rastlamadım bunu.. Emeklerine sağlık güzel insan…Teşekkürler.. Yakın zamanda sn. başkanı ziyaret edeceğim..Selamlar…

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account