11. yüzyıl’dan itibaren kullanılan ‘Türkiye’ sözcüğü , Osmanlı döneminde daha da yaygınlaştı. Osmanlı topraklarına giren seyyahlar, eserlerinde ”Türkiye’ye girdik” demekteydiler. Avrupa’da yazılan kitaplarda, yapılan haritalarda, Osmanlı İmparatorluğu ‘Türk İmparatorluğu’ diye zikredilir. Osmanlı, ‘Türk’ diye adlandırılırken, padişaha ”Türkler’in Sultanı” denilirmiş.

 

Özellikle 16. yüzyıl’da ‘Türk korkusu’ nedeniyle Avrupa’da binlerce kitap kaleme alınmış. Bu kitapların hepsinde Osmanlı, ‘Türk’ olarak zikredilmiş. Bunların en önemlilerinden birisi olan Richard Knolles’in 1603 yılında yayımlanan eseri ‘The General History of the Turks’ (Türkler’in Genel Tarihi) adını taşıyor. Bu kitabın ilk cümlesi ise, ”Türklerin Muhteşem İmparatorluğu, çağımızın dehşeti…” şeklindeydi. En önemli Osmanlı tarihçilerinden olan ve uzun süre şeyhülislâmlık yapan Hoca Sadeddin de , ‘Tacü’t -tevârih’ adlı eserinde, Osmanlı fetihlerini anlatırken ‘Türk yiğitleri’ , ‘Zaferleri gölge edinmiş Türk askerleri’ gibi ifadelerle, Osmanlı ordusunu över. Biz de bugün tarihçi yazar Volkan Şenel ile sizlere “Zaferi Gölge Edinen Bir Yiğit Akçakoca” kimdir, onu anlatacağız:

 

Tarihçi yazar Volkan Şenel Kimdir? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Gümüşhane doğdum. İlkokul tahsilimi İstanbul’da, ortaokul ve lise tahsilimi Kocaeli’nde bitirdim. Erzurum Atatürk Üniversitesi Sanat Tarihi ve Tarih Öğretmenliği bölümlerinde lisans eğitimi gördüm. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Anabilim Dalı Tarih Öğretmenliği Bilim Dalı’nda lisansüstü öğrenimimi tamamladım. Askerlik görevime müteakiben, Kocaeli’nde özel bir eğitim kurumunda öğretmen ve idareci olarak görev yaptım. Öğretmenlik mesleği sonrası Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Eğitim ve Kültür Dairesi Başkanlığı’nda uzman olarak çalışmaya başladım. Şuan İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Tarihi Mekânlar ve Kent Estetiği Şube Müdürü olarak görev yapmaktayım. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kocaeli Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve İstanbul Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi olarak da görevler üstlendim. Aynı zamanda, ülkemizin kültürel, tarihi ve doğal mirasının korunması için çeşitli çalışmalar yürütmekteyim. Hollanda Amsterdam’da “Arkeoloji ve Anıt Koruma Kurulu” ve Bosna-Hersek Saraybosna’da “Kültürel Miras ve Koruma” eğitimlerine katıldım. Orada gerçekleşen bazı restorasyon çalışmalarında da görev aldım.  Tarih, kültür, sanat ve edebiyat alanlarında çalışmalar yapıyorum. Yazı ve bilimsel makalelerim; Kültür-Sanat, Akademia, Şehrengiz, Pusula, Gökkuşağı, Göze, Herfene, Çınar, Türkçemizin Sesi, Gümüş Ufuklar, Mimarlık, TOURMAG, Trend MOBESKO, Vizyon, Değişen Kocaeli, Kültür Vadisi Gümüşhane, Sanat Edebiyat Kültür Akademisi dergilerinde, tarihle ilgili yazılarım ise Kocaeli, Bizimyaka, Son Nokta, Gündoğumu, Ortam, Kuşakkaya, Balkan Günlüğü, Balkan Time ve Süleymaniye gazetelerinde yayınlandı. Uluslararası ve ulusal birçok sempozyum, kongre, panele bildirilerimle katıldım. Birçok gazete ve internet sitesinde yazılarım yayınlandı. Şehirlerin “Yerel Tarihi”, “Kültürel Mirası”, “Osmanlı Kültür ve Medeniyet Tarihi”, “Çanakkale Cephesi Savaşları”, “Milli Mücadele Dönemi Tarihi”, “Lozan Mübadelesi ve Göçler” üzerine araştırmalar yaptım. Yayımlanmış 9, editörlüğünü yaptığım 15 kitap çalışmam var. Değişen Kocaeli Dergisi tarafından düzenlenen Kocaeli Oskarları’nda “Kente Hizmet Ödülü”, Gümüşhane Vizyon Dergisi tarafından “Kent Vefa Ödülü“  almaya layık görüldüm. Tema Vakfı, Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Türk-Macar Dostluk Derneği, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Kocaeli Şair ve Yazarlar Birliği, Kocaeli Dokümantasyon Merkezi ve Kocaeli Gümüşhaneliler Vakfı üyesiyim.

 

 

Kocaeli’nin tarihi hakkında neler söyleyeceksiniz?

M.Ö’li yıllara uzanan köklü bir tarihe sahip olan Kocaeli, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan önemli bir coğrafi nokta üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle tarihin her döneminde birçok medeniyet bu bölge için birbirleriyle mücadele etmiş, Kocaeli yöresini kendilerine yurt edinmişlerdir. Kocaeli’nin merkezi konumunda olan İzmit ise, bulunduğu konum gereği Antik dönemden beri önemini hep korumuş olan yerleşim alanlarının başında gelmektedir. Bitinya Kralı Nikomedes tarafından M.Ö. 264 yılında kurulan İzmit (Nikomedia) İmparator Diokletianus döneminde Roma’nın doğu bölgesinin başkenti konumuna getirilmiş, böylelikle dünyanın önemli şehirleri arasına girmiştir.

 

Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Kocaeli

Uzun bir süre Roma ve Bizans egemenliği altında kalmış olan İzmit, Sultan Orhan Gazi tarafından 14. yüzyılın ikinci çeyreğinde fethedilerek, Osmanlı topraklarına katılmıştır. Sultan Orhan Gazi döneminde 1337 tarihinde gerçekleşen fetih sürecinden sonra, Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinden getirilen Türkmân ve Yörükân taifesinden birçok oymak, aşiret ve cemaat, İzmit’e iskân edilmişlerdir. Roma’dan Bizans’a, Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine kadar birçok medeniyetin izlerini taşıyan Kocaeli, tarihi ve kültürel mirasıyla dikkatleri üzerine çekmektedir.

 

Bir tarihçi olarak Akçakoca ile yollarınız nasıl kesişti?

Malumunuz öğrencilik yıllarımızdan beri Kocaeli tarihi ile ilgili çeşitli araştırmalar yapıyoruz. Bu dönemde ilk defa duymuştum Akçakoca’nın ismini… Daha sonra ise üniversiteden değerli hocam Prof. Dr. Enver Konukçu Bey’in teşvik ve yönlendirmeleriyle Akçakoca’nın hayatını daha detaylı olarak araştırmaya başladım. Hala da Akçakoca’nın izini sürüyoruz vesselam!

 

 

Akçakoca Bey kimdir?

Ertuğrul Gazi, Osman Gazi ve Sultan Orhan dönemlerinde yaşamış olan Akçakoca, Sultan Orhan’ın emrindeki alplerden olan Konur Alp, Abdurrahman Gazi, Köse Mihal, Turgut Alp vb. gibi tanınmış komutanlarla Kocaeli bölgesinde fetihler gerçekleştirmiştir. Osmanlı’nın ilk dönemlerinde gerçekleştirilen bu fetihler, oldukça önemliydi. 1326 yılında Kandıra ve çevresini fetheden Akçakoca Bey, tarihe “Kandıra Fatihi” olarak geçti. Akçakoca iki sene burada yaşamış, 1328 yılında vefat etmiştir. 94 yaşında vefat ettiği düşünülen Akçakoca Bey’in, Türk töresine uygun olarak defnedildiği bilinmektedir. Nasıl öldüğü ile ilgili elimizde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Akçakoca Bey’in, Bilecik Söğüt’te de makam türbesi bulunmaktadır. Kandıra’daki Baba Tepesi’ne gömülen Akçakoca’nın ailesi hakkında bilinenler oldukça kısıtlıdır. Oğlu İlyas Bey ve torunu Gebze Kadısı Fazlullah’ın da Gebze’de yaşadıkları bilinmektedir.

 

Akçakoca ismi nereden gelmektedir?

Akçakoca tarafından kullanılmış olan “Akça” ismi “Ak-ça”dan gelmektedir. Türkçe bir ad olan “Akça” ismi “oldukça/hayli beyaz” anlamındadır. “Koca” ise kocamış fiilinin kökü olup, “büyük/ihtiyar” anlamındadır.

 

Akçakoca’nın vefatından sonra ailesi ne yaptı?

Akçakoca Bey’in soyundan gelen birçok kişi hem Osmanlı döneminde, hem de Cumhuriyet döneminde bazı devlet görevlerinde bulunmuşlardır. Oğlu Hacı İlyas Bey ve torunu Gebze Kadısı Fazlullah Osmanlı Devleti’nde önemli görevler yapmışlardır. Akçakoca Bey’in adını soy isim olarak taşıyan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Eski Başkanı Engin Akçakoca torunlarından birisidir.

 

Akçakoca’nın hayatında kimler var, en yakın arkadaşları kimlerdir?

Hayatında tabi birçok kişi olduğunu düşünüyoruz; sonuçta Sultan’ın önemli komutanlarından, alplerinden birisi… Ama iki isim Akçakoca’nın çok yakın arkadaşı; birincisi Abdurrahman Gazi diğeri ise Konur Alp.

 

Osmanlı Döneminde Kandıra Baba Tepesi’nde Yapılan Akçakoca Türbesi ve Candı Mescidi

 

Akçakoca Gazi’nin türbesi Kocaeli’nde. Bu türbenin yapılış hikâyesi nedir?

Akçakoca’nın Kandıra Baba Köy’de Baba Tepesi mevkiinde bulunan mezarının üzerine zamanla ahşaptan çandı bir türbe yapılmıştır. Ahşaptan yapılan ve üzeri açık olan bu türbenin yanında bir de çandı mescit bulunmaktaydı. Türbenin yanında bulunan mescit Sultan Orhan Gazi döneminde Kandıra yöresinde çok sayıda yapılmış olan çandı mescitlerle benzerlik göstermektedir. Kandıra Baba Tepesi’nde bulunan ahşap türbe ve candı mescit, zamanla bakımsız kalarak tahrip olmuştur. Türbe ve mescidin bakımsız halini görenler tarafından üzüntüyle karşılanmış, bu durumun giderilebilmesi için çeşitli girişimlerde bulunulmuştur. Ertuğrul Ünlüer Kocaeli Valisi olarak göreve başlamasından sonra, Baba Tepesi’nde çeşitli incelemeler yapmıştır. Bu incelemeler sonrasında Vali Ünlüer, İzmitli mimarlardan Akçakoca Bey’in mezarının bulunduğu alana yönelik projeler hazırlamalarını istemiştir. Hülasa, Ertuğrul Ünlüer’in öncülüğünde Kocaeli Anıtları Koruma Derneği’nin de desteğiyle bir projesi çizdirilmiş ve Akçakoca Bey Anıt Mezarı bu projeye göre inşa edilmiştir. 1974 Haziran’ında yapımı tamamlanan anıt mezarın 22 Haziran 1974 Cumartesi günü açılışı yapılmıştır.

 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 2015 yılında yapılan Akçakoca Mescidi

 

Akçakoca Bey Anıt Mezarı’nın mimari özelliğinden bahsedebilir misiniz?

Akçakoca Bey Anıt Mezarı, üç ana bölümden oluşmaktadır. 1.Bölüm; kuzeyden basamakla çıkılan bir yürüyüş platformu (6.33 m. x 20.16 m.), 2. Bölüm; platforma çıkış merdiveninin ucunda geniş ve büyük bir dikme (1,15m x 1.15m) ve 3.Bölüm; büyük dikmenin önünde otağ biçiminde (Osmanlı başlığı) mezar alanı (R:16.46 m.). Otağ biçimli mezar yapısının yüksekliği 5 m., büyük dikmenin yüksekliği ise 12.86 m.’dir. Anıt mezar Kuzey-Güney doğrultusunda, betonarme olarak inşa edilmiştir. 348 m² alanı kaplayan anıt mezarda, Akçakoca Bey’in mezarı otağ biçimli piramidal mezar yapısının içerisinde bulunmaktadır. Mezarın kenarlarında merdiven şeklinde piramidal yükseltilere yer verilmiştir. Anıt mezarın piramidal üst bölümünün yarıdan itibaren büyük bir bölümü kapatılmış olup, sadece Kuzey ve Güney istikametlerinde açıklıklara yer verilmiştir. Piramidal anıt mezarın alt bölümlerinde açıklıklar bulunmaktadır. Anıt mezarın platform zemini ve çıkış merdivenleri zamanla mermerle kaplanmıştır.

 

Akçakoca Bey’in Anıt Mezarı’nın Bulunduğu Kandıra Baba Tepesi

 

Kocaeli’nin adını Akçakoca Gazi’den aldığı biliniyor. Bu süreç nasıl gerçekleşti?

Kocaeli yöresi ve çevresinde önemli fetihler gerçekleştirmiş olan Akçakoca’nın aziz hatırasını yaşatmak amacıyla, 1922 yılında İzmit Meclisi tarafından İzmit Sancağı’na “Kocaeli” adı verilmiş, 1924 yılında sancakların kaldırılması ve vilayetlerin kurulmasıyla Kocaeli Vilayeti adını almıştır.

“Akça” Koca gibi ünlü bir komutanın ismini/lakabını, daha sonra alan/kullanan başka bir kişi var mı?

Yapmış olduğum araştırmada Akçakoca’nın lakabı olan “Akça” ismini kullanan bir ismi tespit ettim. Bu kişi önemli bir istihbaratçı… Önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan bir kitabımızda bu kişiyle ilgili detaylı bilgiler vereceğiz inşallah.

Akçakoca ile ilgili bir hayaliniz/yapmak istediğiniz başka bir şey var mı?

Var, onun muhteşem bir heykelini yapmak…

Son olarak şunu sormak istiyorum; biz Akçakoca Gazi’yi sizce niçin tanımalıyız? 

Akçakoca hayatı zaferlerle dolu bir yiğit, bir kahraman… Osmanlı’nın kuruluş sürecine tanıklık etmiş, zaferleri için at sürmüş, ter dökmüş bir isim. Ayrıca, Kocaeli şehrimize adını vermesi bizim için, bir onur kaynağı… Sadece bunlar bile onu tanımamıza, ona saygı duymamıza yeter de artar bile…

 

 

 

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account