Telkari, üretimde kullanılan “tel” ve Farsça’da örme anlamına gelen “kari “ kelimesinin birleşmesinden oluşmuş, Farsça bir kelimedir. Gümüş veya altından yapılmış telkari telleri, çatının şekline göre kıvrılarak, sarılarak ya da örülerek çeşitli desenler oluşturacak şekilde düzenlenmesi; birbirine kaynaklanmasıyla yapılan zarif görünümlü, dantele benzeyen kafes işidir Telkari.

En eski telkari çalışmaları MÖ.3 bin yılın başlarında Mezopotamya ve Mısır’da yapılmış. Mezopotamya’da Ur Şehri Kral Mezarı’nda bulunan altın bir tören hançerinin kını üzerindeki Telkari süslemeler, bu ilk uygulamanın güzel örnekleridir. Anadolu’daki ilk telkari çalışmaları Troia Ilg tabakalarında bulunmuş.

Yüzeyleri ince altın tellerle yapılan kıvrımlı filigran desenler ve granülasyon çalışmaları ile süslenmiş takılar, Tunç Çağı’ndan Roma Devri başlangıcına kadar süren uzun bir tarih kesitinde, bütün Akdeniz çevresi kültürlerinde çok sevilmiş ve geniş ölçüde kullanılmış.

Helenistik devrin zengin bezemeli ve karmaşık kompozisyonlu takılarında ise bu tekniğin zirvesine ulaşılmış. Ortadoğu ve doğu kültürlerinde serbest telkari tekniği, sonsuz desenler yaparak doğu beğenisine ve estetiğine uygun, karmaşık takı kompozisyonları yaratma olanağı nedeniyle sevilmiş geliştirilmiş. Bizans devrinde bu Doğu etkileriyle iri ve gösterişli takılar yaratılır ve Fligran Orta Bizans döneminden itibaren kuyumculukta tekrar yaygınlaşır.

Telkari sanatının 12.yy’da Ortadoğu’daki en önemli merkezi Musul’muş. Daha sonrada Şam ve Horasan bu sanatın en önemli merkezlerinden olmuşlar. Endülüs Emevileri’nin İber Yarımadası’na taşıdığı bu kuyumculuk tekniği bugün İspanya ve Portekiz’de sürdürülen telkari sanatının temelini oluşturmuş.

Anadolu’da 15. yy’da Suriye etkileri ile yaygınlaşan Telkari işçiliği, 16. yy’da Venedikli bir sanatçı ailesi olan Azministeler tarafından İtalya’ya taşınmış ve burada Suriye ve Mısır Filigranlarının bakıra uygulamaları başarıyla yapılmış. Bu teknik yine 16.yy’da Osmanlı sanatının etkisiyle Balkanlar ve Avrupa’da da gelişir.

Telkari sanatının Anadolu’daki en eski ve en önemli merkezleri Trabzon, Gaziantep ve Diyarbakır’dır. Ekonomik sıkıntılar ve savaşlar nedeniyle 17. yy sonraları ve 20. yy başları arasında kalan dönemde giderek kaybolmaya başlayan telkari işçiliğinin Anadolu’daki en önemli merkezi bugün Mardin’in Midyat ilçesidir. Diğer merkezler arasında ise Diyarbakır ve Ankara’nın Beypazarı ilçesi çevresi sayılabilir. Trabzon’da ise Telkari’nin farklı bir uygulaması olan hasır örgü (Trabzon işi) çalışmaları yapılmaktadır.

 

Yukarıda size yazar Altan Türe ile M. Yılmaz Savaşçın’ın Goldaş Kültür Yayınları’ndan çıkan Kuyumculuğun Doğuşu isimli kitabından alıntı yaptım. Telkari’yi anavatanı Anadolu’daki ustalarından öğrenelim istedim. Özgün çalışmaları ve başarılı girişimci bir kadın olması ile ilgimi çeken değerli Telkari Ustası Leyla Hacer Cömertler Kızgut’a ulaştım. Şimdi sizleri Leyla Hanım’la yaptığımız söyleşiyle başbaşa bırakmak istiyorum:

 

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1963 yılında Mersin’de doğdum. Çukurova Üniversitesi Mersin Meslek Yüksekokulu Elektrik Bölümü ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. İTÜ Konservatuarı Temel Bilimler Türk Sanat Müziği Bölümü’nü ise bir yıl öğrenim gördükten sonra yarım bıraktım. 2009 yılına kadar Mersin, İstanbul ve Antalya’da özel şirketlerde muhasebe alanında çalıştım. 2007 yılından bu yana da kuyumculuk ve takı tasarımıyla ilgilenmekteyim. Bu konuda; Antalya Asmek, Halk Eğitim Merkezleri ve Olgunlaşma Enstitüsü’nde çeşitli kurslara katıldım. Telkari tekniğini bu kurslar sayesinde öğrendim. 2010 yılında başladığım Muğla Üniversitesi Milas Meslek Yüksekokulu Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Bölümü’nden 2012 yılında mezun oldum. 2012-2013 arası iki dönem Antalya İsmet İnönü Meslek Lisesi’nde usta öğretici olarak çalıştım. Bu arada da  kişisel çalışmalarına devam ettim, çeşitli karma sergilere katıldım. İlk kişisel sergimi 2017 yılında ve ikinci kişisel sergimi 2019 yılında Antalya Müzesi’nde gerçekleştirdim. Halen kendi atölyemde oluşturduğum tasarımları, (LeylaK markası ile) telkari ve diğer kuyumculuk teknikleriyle gümüş takılara dönüştürmekteyim. Aynı zamanda Halk Eğitim Merkezi’nde kuyumculuk alanında usta öğretici olarak çalışmaktayım.

 

 

Telkari hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Hangi madenler kullanılarak, nasıl yapılır? 

Gümüş tel işleme sanatı anlamına gelen “telkari”, ince tel haline getirilen gümüşün (altının) bükülmesiyle oluşturulan küçük motiflerin bir araya getirilmesi olarak tanınır. Telkaride en çok kullanılan maden gümüştür. Bazen altın ve başka madenlerin de (bakır gibi) kullanıldığı görülmektedir. Tümüyle el işçiliğine dayalı bir sanattır. Tel ne kadar ince olursa yapılan takının değeri de o kadar artar. Birçok geleneksel sanatımızda olduğu gibi, telkaride de sanatkar işinde kullanacağı her türlü malzemeyi kendisi yapmak zorundadır. Yani, usta telkaride kullanacağı telleri kendi atölyesinde hammaddeden elde etmektedir.

 

 

Telkarinin Yapım Aşamaları:

Tel Çekme: Külçe halindeki gümüş, kullanma amacına göre ayarları yapılıp, potada eritilerek ince çubuklar halinde dökülür. Daha sonra bu çubuklar oluklu silindirden ve haddelerden geçirilerek istenilen inceliğe getirilir. Bu incelik bazen 70, 50 hatta 30 mikrona kadar iner.

Tavlama: Haddelerden çekilen ve bükülen gümüş süratle sertleşir ve işlemede büyük kolaylık sağlayan yumuşaklığını kaybeder. Bu tellerin yumuşaklıklarını tekrar kazanmaları için amyant bir tabaka üzerinde ısıtılarak tavlanmaları gerekir. Tellerin çekilmeleri ve işlenmeleri sırasında tavlama işlemi sık sık yapılır.

Her telkari işi iki ana kısımdan meydana gelmiştir. Birincisi işin ana iskeleti olan ’muntaç’ (kılavuz, çatı teli); ikincisi de muntaç içine yerleştirilmiş vav, damla, mekik, sim, spiral (yuvarlak) vb. isimlerle anılan her biri farklı biçimlerde yapılmış motiflerdir.

Muntaç (Kılavuz, Çatı Teli) Hazırlama: Külçe halindeki gümüşün ayarı (925 ya da 975 ayar) yapılarak potada eritilir. İnce çubuk dereceye dökülür. Oluklu silindir ve haddeler yardımıyla 60-80 mikron kalınlığında yuvarlak tel haline getirilir. Bu tel astar silindirden geçirilerek yaklaşık 1 mm genişliğinde yassılaştırılır.

Dolgu teli Hazırlama: Has gümüş eritilerek çubuk şeklinde dereceye dökülür ve oluklu silindir ve haddeler yardımıyla 30-35 mikron kalınlığında yuvarlak tel haline getirilir. Tel ikiye katlanarak, gergin bir şekilde, freze motoru ya da el matkabıyla istenilen burulma elde edilene kadar bükme işlemi yapılır, gümüş tel sertleştikçe arada tavlanmalıdır. Bükme işlemi bittikten sonra tel tekrar tavlayarak astar silindir makinesinde yassılaştırılır. Dolgu telinin genişliği çatı telinin genişliğiyle hemen hemen aynı olmalıdır.

Şekillendirilmiş çatıların modeline göre damla, vav,  mekik, sim ve spiral gibi telkari dolgu çeşitleri uygulanmaktadır. Bu dolgu çeşitlerinin yanında işi yapan kişinin özgün düşünce yapısı, yaratıcılığı ve becerileriyle oluşmuş farklı telkari dolgular da kullanılmaktadır.

 

 

Model Hazırlama: Yapılacak ürün önce ana hatlarıyla 1 / 1 ölçekte bir kağıt üzerine çizilir. Ürünün ana iskeletini oluşturacak parça esas alınarak hangi kısımlarında kaç mikron kalınlığında tel kullanılacağı, iç kısmının ne şekilde, hangi desenlerle doldurulacağı belirlenir ve taslak üzerine yazılır.

Kesim: Herhangi bir ürün yapılacağı zaman gerekli bütün teller taslak üzerinde belirlenen kalınlık ve uzunluklara göre kesilerek hazırlanır.

Şekil Verme: Çalışmaya önce muntaç (çatı) yapımıyla, yani ana iskelet kurularak başlanır. Çatı teli taslak üzerine konularak şekillendirilir ve belirli yerlerinden kaynakla birleştirilir. Muntaçın (iskeletin) içerisindeki boşluklar uygun dolgu motifleriyle doldurulur ve sıkıştırılır. Toz kaynak ile kaynatılır.

Birleştirme ve Kaynak: Telkâri tekniği ile yapılan her ürünün tamamı telden yapılır. Bu yüzden bu teknikte kaynak önemli bir yer tutar. Kaynak materyali olarak gümüş – pirinç karışımı bir alaşım kullanılır. Kaynak alaşımı eğelenerek küçük tanecikler halinde getirilir, kağıt üzerinde mıknatıslanarak demir tozlarından arındırılır. Eğelenmiş toz gümüş kaynağa 3/1 oranında boraks ilave edilir. Suya daldırıldıktan sonra amyant üzerine yerleştirilen ana iskeletin her bir parçası gümüş toz kaynak ile kaynak yapılarak birleştirilir. Bu parçaların her biri bükülerek ya da çukurlaştırılarak son şekilleri verilir ve parçalar ara bağlantılarla birleştirilerek bir araya getirilir.

 

 

Telkaride Süsleme Teknikleri:

Telkari gümüş işlemeciliğinde yapılan takının kullanım alanına, takının özelliğine göre; yüzeyde, saçakta ve kenarda çeşitli süslemeler yapılmaktadır. Takının süslemesinde kullanılacak teknik ve yardımcı gereçler yapan kişinin takıya kazandırmak istediği karakterle ilgilidir. Uygulayan kişi takının özelliğine göre kullanılacak yer, yaş ve zaman gibi faktörleri göz önünde bulundurarak süsleme tekniklerini seçer ve uygular.

 

Takıda kullanılan süsleme çeşitlerinin gruplandırılması:

 

Düz yüzeyli takıları süsleme çeşitleri:

Ø Yarım küre (yarım top) süsleme

Ø Yarım küre çiçek süsleme

Ø Güverse

Ø Taş yerleştirerek süsleme

 

Takı saçaklarını süsleme çeşitleri:

Ø Düz yüzeyli gümüş toplar

Ø Burma teller

Ø Çeşitli toplar ve pullar

Ø Boncuk ve taşlar

Ø Kumaş ve deri parçaları

 

Kenar süsleme çeşitleri:

Ø Tırtıl

Ø Burma teller

Ø Güverseler

Ağartma:

Bütün parçaları birleştirilmiş  ürün son şeklini aldığı zaman ısıtma, kaynak ve diğer işlemler nedeniyle kirlenmiş, kararmış ve oksitlenmiş durumdadır. Ürünün doğal parlak rengini alabilmesi için ağartma işlemi uygulanmaktadır. Bu uygulamada bütün ürünler bir bakır kap içine konulur ve üzerlerine nitrik asitli su ilave edilir. Ürünler doğal renklerini alıncaya kadar birkaç dakika süreyle kaynatılır. Daha sonra bol su ile durulanır.

Son İşlemler:

Ağartılan ürünler deterjanlı su ile tekrar yıkanır ve ince telli bir fırça ile iyice fırçalanır.

 

Devamı Yarın…

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account