Farklı ülkelere seyahat eden, farklı kültürleri keşfeden, farklı meslekleri olan kadınlar… Farklı sporlar yapan kadınlar, zor işlerin altından kalkan kadınlar… Hayatı dileği gibi yaşayanlar, kalıplara sığmayanlar, sıkışıp kalmayanlar, sıradışı olmaktan korkmayanlar, kendi yolundan şaşmayanlar… Bugün sizlere bu tanıma uyan sıradışı bir kadını tanıştıracağım. 23 yaşından beri kendine ait olan muayenesinde diş hekimliği yapan Reyhan Karaaslan. Söyleşimiz boyunca bana, güçlü algılara sahip istek, sevgi, sabır, metanet, istikrar, enerji, öz-motivasyon güçleriyle donanmış özel bir karakter ve kişiliğe sahip özel bir ruh ve özel bir kişilik olduğunu hissettiren Reyhan Karaaslan’ı siz de tanıyın istedim ve hepimiz için sorularımı yönelttim kendisine:

 

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Reyhan Karaaslan Kimdir?

Reyhan Karaaslan; İzmit’te doğmuş büyümüş ve yine İzmit için çalışan bir İzmit severdir. 1970 yılının karlı bir 24 Ocak gününde annem beni dünyaya getirmiş. Osmanlı & Rus Harbi sırasında güzel vatanımıza göç etmiş bir Gürcü ailenin torunlarından biriyim. Dedem ve dedemin babası o yıllarda Çubuklu Bala Köyü’ne yerleşmiş. Köyümüzdür Çubuklu. Gürcü kökenli bir Türküm, Türk olmayı da çok seviyorum. Her İzmit‘in yerlisi gibi bir köyüm var ve her İzmit yerlisi gibi hep biraz köylüyüm.

 

Hayatınızın kilometretaşlarından bahsedebilir misiniz?

Bu günlere gelebilmek için uzun yollardan geçtim tabiki. Lakin şu kadar sınav kazandım, şu kadar dereceye girdim demeyeceğim. Sonuçta diş hekimi olmuşum, çıplak bir göz bile kolay olmadığını görür. Lakin bana bir meslek sahibi olabilmek için eğitim yolları çok da aşılması güç zorluklar gibi görünmüyor. O yola giderken önünüze koyulan engeller asıl sizin başarınızın hikayesidir. Bu arada başardım demek için henüz çok erken, ben bir yolculuktayım diyorum ve hala yolumda yürüyorum. Bence başardığım en önemli konu; kızların okutulmadığı bir aile ortamından kendi azmimle, iyi bir hedefe odaklanma kararlılığıyla yolumu çizmem oldu. Bence yobazlık, oynatılması en zor bir kaya, esnetebildiğim yerden fırladım gittim.

 

 

Çocukluğunuz nasıl geçti? 

80’lerde İzmit‘te bir ipek Hereke Halısı dokuma furyası vardı. Orta halli tüm ailelerin kızları evlerinde halı dokurlardı. Ben ve 2 kız kardeşim, yaklaşık 10 sene devamlı, bir işçi mesaisi ile evimizde ipek halı dokuduk. Zannedersem sanatsal bakış açısı oradan geliyor. Halı dokurken eliniz işliyor, gözünüz halı desenini kollamakla meşgul, işte tam da bu esnada biz çok radyo tiyatrosu ve çok radyo konseri dinlerdik. Bu durum ileriki zamanlarda benim hem mesleğime, hem de özel hayatıma gerçekten çok katkıda bulundu.

 

Hangi okullarda okudunuz?

Halı dokuyordum ama aynı zamanda okula da gidiyordum, İzmit İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Zordur imam hatipten fen-matematik bölümünü kazanmak ama, dediğim gibi eğitsel çaba bana hep en kolay geleni oldu. Bana fiziksel engeller sıkıntı olmadı, insanların dar görüşleri engel oldu. Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi girişliyim, lakin oradan İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ne yatay geçiş yaptım. İyiki de yapmışım, Çapa’dan mezun olmanın, büyük şehirde okumanın bana bambaşka katkısı oldu. Tarihi ve yetiştirdiği hocaları ile her zaman mezunu olmaktan gurur duyduğum bir okul oldu İstanbul Üniversitesi.

 

 

Mesleğinize başlama hikayeniz?

Okulu burslarla okudum. Tek çalışan ve emekli olan bir ailenin geliri, diş hekimliği gibi pahalı okunan bir okulu finanse etmeye yetmiyor maalesef. Okul biter bitmez, hiç beklemeden İstanbul’da çalışma hayatına atıldım. Başkalarının kliniklerinde tabiki. Bir iş yeri idaresi nasıl olur olayını kavrayınca direk kendi muayenehanemi açmaya karar verdim, doğduğum büyüdüğüm şehrimde İzmit’te. İlk muayenehanem, mesleki demirbaşları ile zamanın en moderni, lakin dekor anlamında da en fakiri idi. Hepsi kısa sürede tamamlandı. Borçlanmıştım, hepsini ödedim.

 

Peki evlilik ve çocuk için neler söyleyeceksiniz?

Sonra evlendim, iki oğlum oldu. Baran ve Cihan adında. Şimdi Baran 21 yaşında, Cihan 20 yaşında. 14 yıl evli kaldım, sonra boşandım. Sanırım iki dominant karakter bir evde sıkıntı oluyor. Her erkek karakteri, güçlü kadını taşıyamıyor galiba. Bu biraz toplumsal sorunumuz olsa gerek. Evlilik bir olma halinden çıkıp, taraf olma haline geldiğinde orada bir karakter çatışması olduğunu düşünüyorum. Olmuyor, yürümüyor. Yürütülen evlilikleri de sağlıksız görüyorum.

 

Kadın diş hekimi olmanın avantajları?

Meslek olarak, her ne kadar güçlü kuvvetli olma beklentisi olsa da, tam tersine naif olmanın daha önemli olduğu bir sektör. İş çoğunlukla teknik işi ve ne kadar zarif ve sabırlı iseniz o kadar başarılı oluyorsunuz. Bu konuda kadınlar avantajlı. İş yeri açma, piyasada yer etme konusuna gelince, kadın erkek fark etmiyor. İş yeri açarken, malzeme alırken, teknisyen ile anlaşırken kadın ya da erkek olmanın hiçbir artısı ya da eksisi olmuyor. Siz yeter ki, iş yapın, yeter ki yatırım yapın hekimsiniz ve size cinsiyet gözetmeksizin öyle yaklaşıyorlar. Bir tek kaba işlerde, tadilat, inşaat gibi, kadınlara yönelik bir önyargıları var. Anlamadığınızı düşünüyorlar. Bu da toplumsal bir şey; halbuki herkes kadar anlıyor ya da anlamıyoruz.

 

 

Dezavantajları nelerdir?

Özel hayat deyince, erkek olmak hayli avantajlı oluyor. Çünkü; erkek diş hekimlerinden evde iş beklentisi olmuyor. Geç saatlere kadar çalışma opsiyonları daha fazla. Diş hekimliği yapmak dışında başka yoğun sorumlulukları pek olmuyor. Bu da tipik, kadın erkek çıkmazı. Yapacak bir şey yok. Bir başka handikap daha var kadın diş hekimleri için; güvenlik. Tek başınıza çalışmanız erkek meslektaşlarınıza oranla daha sıkıntılı oluyor. Biz de çalışmıyoruz zaten. Onun dışında; girişimci olarak kendi özelimde ve meslek hayatımda zorluğa rastlamadım. İstediğim zaman kredi çektim, istediğim zaman istediğimi aldım, sattım. Üretimden ve tüketimden bahsediyorsak eğer, burada cinsiyet yok, kapitalizmin kuralları var.

 

Çalışırken öncelikli hedefleriniz nelerdi?

Aslında bir yanım, yani  o hırslı olan yanım diyor ki, kocaman bir diş hastanesi aç, ama cidden büyük bir diş hastanesi aç, tam donanımlı, tüm modern cihazların olduğu, en akademik işlerin yapıldığı, bir hastaneden bahsediyorum. O enerjiyi kendimde de görüyorum. Diğer yanım da diyor ki; büyümek, büyük sorumluluklar getirir ve daha az kendine zaman bırakır ve şimdi istediğim şey kendimle, doğayla ve sanatla daha fazla vakit geçirmek.

 

Butik olarak işime devam edeyim diyorsunuz? 

Farkına vardıysanız ben yöreselciyim. Yani; butik olmanın, sıcak ilişkilerin, alışıldık olmanın insanda oluşturduğu güven hissinin müptelasıyım. Kendim için istediğim bu durumu, işim dolayısı ile hastalarıma da sunmayı seviyorum. Butik olmak böyle bir şey; hastalarım yıllar sonra da gelsin, beni aynı yerde bulsun. Yılların hastalarımdaki izlerini göreyim, hikayelerini dinleyeyim. Evimde ağırlamış gibi, sohbet eder gibi sıkıntılarını gidereyim. Bunun hazzını da çok seviyorum, o yüzden, en başta da dediğim gibi bu iki uç arasında kafam gidip geliyor. Ve her iki uç da, benim açımdan büyük başarı.

 

Devamı Yarın…

 

 

 

 

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account