“Susuz Yaz”, “Yılanların Öcü”, “Kuyu” desek akla ilk gelen Türk Sineması’nın efsane yönetmeni Metin Erksan olacaktır elbet. Aşık Veysel’in yaşamını konu alan Karanlık Dünya (1952) filmi Erksan’ın yönetmenlik koltuğuna oturduğu ilk filmi olmuştur. Bu ilk film aynı zamanda sansürle tanışması açısından da ilk olacaktır, fakat sonuncusu olmamıştır. 1960–1970 yılları Erksan için son derece verimli geçmiştir. Çoğunluğu roman uyarlaması olan bu dönem filmleri arasında şüphesiz en çok ses getireni “Susuz Yaz” olmuştur. 1963 yılında Necati Cumalı’nın aynı isimli öyküsünden uyarlanan “Susuz Yaz” 1964 senesinde Berlin Film Festivali’ne katılmış ve “Altın Ayı” ödülünü almıştır. Böylece Türk Sineması ilk uluslararası ödülünü almıştır.

 

Susuz Yaz’da ki “ Su, toprağın kanıdır Osman Ağa. Sen, bizim kanımızı kesmeye çalışıyorsun.” repliğine de, Yılanların Öcü’nde Irazca Ana’nın; “ Yılanlar yılanken öçlerini yerde komadılar, biz insan olduğumuz halde düşmanımızın karşısında boynu bükük, pısmış duruyoruz. Yazıklar olsun bize. İnsan haysiyetine yakışmaz bu. Şikayetimizi yapacağız.” repliğine de son derece hakimseniz ve tüm bu anlatıların yazı başlığı olan “Truvalı Halime” ile ne ilgisi var diyorsanız konuya girmenin vakti gelmiştir o zaman.

 

“Truvalı Halime Diye Bir Film Çekecektim…”

5 Temmuz 2004 günü Hürriyet Gazetesi’nin Kelebek ekinde yayımlanan bir röportajında Brad Pitt’in başrolünde oynadığı Troya filmini beğenmediğini söyler Erksan ve hemen ardından ekler: “ 1965’te ‘Truvalı Halime’ diye bir film çekecektim, geri planda Truva Savaşı olacaktı.” İfadeden anlaşıldığı üzere bu filmi çekmek istemiş fakat çekememiştir. Röportajda filme ilişkin başka hiçbir detay yoktur. Peki, ne demek “Truvalı Halime”? Truvalı Helen bilinir de Halime nereden çıkmıştır? Erksan’ın son şirketinin adının “Troya Film” olduğunu bildiğinizde Troya ile bağının daha derinlere gittiğini tahmin etmek güç değil.

Usta Yönetmen: Metin Erksan

 

Metin Erksan 1 Ocak 1929 Çanakkale doğumlu. Yani, daha çocukluğunda kulağına İlyada metinleri çalınmış, Troya hikayelerini dinlemiş olmalı. Pekii bu hikayeleri kulağına fısıldamış olması muhtemel olan babası Ahmet Kazım Bey kimdi?

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin İlk Üyelerinden: Ahmet Kazım Bey

Ahmet Kazım Bey 14 Ocak 1879 tarihinde Çanakkale’de gelmiş dünyaya. Topçu okulunu bitirdikten sonra Taksim Kışlası’na tayin olmuştur. Jön Türkler ile münasebeti sebebiyle bir süre sonra sonra tutuklanmıştır. Tutukluluk sonrası Diyarbakır’a sürülmüştür. 1908 yılında II. Meşrutiyetin ilanı sonrası ise İstanbul’a gelerek kaybettiği haklarını geri alır. Sonra Çanakkale’de Çimenlik Kalesi’ne atanır, 1915 yılında Çanakkale Muharebesi’nde topçu olarak çarpışmalara katılır.

Ahmet Kazım Bey

 

 

Ahmet Kazım Bey’i Dr. Ertuğrul Saltuk’a gönderdiği otobiyografi metninden öğrendiğimize göre Ahmet Kazım Bey Çanakkale’de Belediye Başkanlığı ve İskan Müdürlüğü de yapmıştır.

 

Yani gerek Çanakkale de doğması sebebiyle gerekse babasının Çanakkale’de yaptığı görevler sebebiyle Erksan’ın film şirketinin adını Troya koyması ya da Troya temalı bir film çekmek istemesinin nedenleri anlaşılabilir. Truvalı Halime filminin çekilmediğini söylemiştik fakat filme ilişkin hiçbir şey bilmiyor da değiliz çünkü Erksan 1965 yılında filmle ilgili kafasındaki kimi düşünceleri paylaştığını görüyoruz.

 

Hektor’dan Halil’e, Kassandıra’dan Kadriye’ye…

 

5 Haziran 1965 tarihli bir gazete haberinde filme ilişkin bazı detayların paylaşıldığını görüyoruz. Fakat bu yıllarda filmin adı “Truvalı Halime” değil “Dünyanın 10 Bin Senesi” olarak anılmış. Gazete küpürü filmle ilgili şöyle diyor:

 

“Rejisör Metin Erksan, Homeross’un “İlyada”sıyla Shakespeare’in “Troilos ile Kresida” adlı yapıtlarını modernize ederek Türk toplumuna uygulayan bir film hazırlıyor: “Dünyanın 10 Bin Senesi”

 

İlyada, Yunanistan’da Miken şatosunda oturan Çoban Kralları “Akalar”ın, Anadolu’nun en büyük uygarlığı olan Troya’yı, ilkel bir sömürücülük anlayışıyla nasıl talan etmeğe geldiklerini anlatır. 10 yıl süren Troya savaşlarında Menelos’un karısı Helena’nın kaçırılışından çok daha başka nedenler, tarihsel gerçekler saklı durur. Yüzyıllar önce Batı’dan Doğu’ya sömürgeci bir akım gelmiş, bir Anadolu şehri olan Troya’yı yıkıntıya uğratmış…

 

XVI. Yüzyıl Fransız Düşünürü Montaigne, birçok savasların İlyada’dan ışık, örnek aldıklarını, Homeros’un kahramanlarına uymak istediklerini söyler. Örneğin İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Papa II. Pius’a yazdığı mektupta “Ben şimdi Romalılar’dan Hektor’un öcünü alıyorum. Sen de Anadolulusun. Bırakta senin de öcünü alayım” der. Yine Kurtuluş Savaşı’nda da Atatürk’ün Kocatepe’de “Dumlupınar’da Yunanlılar’dan Troyalılar’ın da öcünü aldık” şeklinde konuştuğunu bir emekli albay anlatır.

 

İşte Erksan, İlyada’daki ekonomik itmeyi ele alıp sömürücülük temini bugünün toplumuna uygulayarak toprak sorununa değiniyor. “Bugün Türkiye’nin en büyük problemi toprak sorunudur bence. Toprak reformunun yapılmasını sanat yoluyla sonuna kadar savunacağım.” diyor. “Yılanların Öcü” ve “Susuz Yaz” da ilk kez köy gerçeklerine değinen yönetmen, gerçek Türk Filmi’nin de köyden geçeceğine inanıyor.

 

Çanakkaleli olan Metin Erksan, “Dünyanın 10 Bin Senesi” filmini Çanakkale’de Kazdağı’nda çekecek… Film, toprak sorununun ışığı altında konar- göçerlerle yani, Türkmenler’le yerleşik bir köy arasında geçen bir savaşı hikâye edecek. Senaryosu Metin Erksan-İsmet Soydan tarafından hazırlanan filmin rejisörlüğünü de Erksan, kendi firması olan Troya Film hesabına yapacak. Filmin foto direktörü Mengü Yeğin…

 

Çok kalabalık bir oyuncu topluluğu bulunan, bu arada yerli halktan da figürasyon olarak yararlanılacak filmde Truvalı Helen rolü için yepyeni bir yıldız aranıyor. Truvalı Halime rolü için Erksan, Susuz Yaz’da olduğu gibi yeni bir kabiliyet yaratacak. Akhalar’ın Başbuğu Agamemnun Afşaroğlu, Truva Başkomutanı Hektor Halil olacak. Bu rolü Kadir Savun canlandıracak.

 

Aleksandr Paris’in adı Ali, Troilos’un Tahir, Kresida’nın Kezban, Troilos’un sevgilisi Kassandra’nın Kadriye olacak. Bunu Ayfer Feray oynayacak. Hektor’un karısı Andromak Aliye, Dionedes Davud, Aias Ahmet, ünlü Odisseus Osman, Aşil Akkoyunlu olarak Türk adlarına uygulanacak.

 

Filmin konuşmaları Shekespeare’nin piyesinden alınıyor. Senaryo hazırlanırken de İlyada’nın A. Kadir ve Azra Erhad’ın “Bugünkü Dille İlyade” adlı çevirilerinden yararlanılmış. Filmde Baki Tamer, Bülent Ufuk, Zerrin Arbaş, Talât Gözbek gibi sanatçılar da yer alacak…

 

Tabiat güzellikleri de bol bol yansıtılacak “Dünyanın 10 Bin Senesi” filmi turistik yönden de yararlı olacak. Köy folkloruna da geniş yer verilecek. Yerli sesler banda alınarak fon müziği kullanılacak…”

 

Haberi değerlendirmek gerekirse birkaç husus öne çıkıyor. Erksan bu film ile Türkiye’deki toprak sorununa değinmek istediğini belirtmiş. Bu Erksan filmlerinde pekte yabancı olmadığımız bir husus. Erksan bir röportajında şöyle demiştir: “Benim mülkiyet kavramı üstünde birtakım düşüncelerim var. Mülkiyet kavramı beni çok ilgilendiriyor. Üç mülkiyet kavramı, beni çok ilgilendirmiştir. Biri toprak üzerine mülkiyet, biri su üzerine mülkiyet biri de insan üzerine mülkiyet.” Yani Erksan planladığı bu Truva filmini gerçek bağlamından kopararak, belki onu sadece bir fon olarak kullanıp toprak mülkiyet sorununu anlatmak istemiş.

 

Haberde öne çıkan başka bir husus İlyada’daki tüm kahramanların isimlerinin Türkçeleştirilmiş olduğu. Hektor Halil, Agamemnon ise Afşaroğlu olmuştur. Hektor’ı yani Halil’i Kadir Savun, Kassandra yani Kezban’ ı ise Ayfer Feray oynayacaktır. Kaderin ilginç bir tezahürü olarak bu film çekilmemiş olsa da yaklaşık 20 yıl sonra, 1980 senesinde Alman NDR televizyonu için çekilen “Der Schatz des Priamos” isimli, Troya’yı kazan Schliemann’ı konu edilen filmde Kadir Savun Schliemann’ın yardımcısı Nikolaos Zaphyros’u canlandırmıştır. Yani Kadir Savun’un yaşamında ilginç bir biçimde Troya yerini almıştır.

 

Truvalı Kezban-Ayfer Feray

 

 

Truvalı Halil’i Kadir Savun oynayacaktır ama Truvalı Halime’yi kimin oynayacağı belli değildir habere göre.

 

Bakan Kızı Ülkü Dorman Truvalı Halime Oluyor!

 

Yaklaşık 1 ay sonra çıkan başka bir gazete haberinde Truvalı Halime’yi canlandıracak isim belli oluyor; dönemin Turizm ve Tanıtma Bakanı Zekai Dorman’ın manken olan kızı Ülkü Dorman Truvalı Halime olacaktır. Haber şöyle diyor;

 

“Rejisör Metin Erksan “Dünyanın 10 Bin Senesi” adıyla Türk toplumuna uygulayacağı Homeros’un ünlü “İlyada” sındaki Truvalı Helen’i sonunda seçti.  “Truvalı Halime” adını alacak oyuncu, Turizm ve Tanıtma Bakanı Zekâi Dorman”ın manken olan kızı Ülkü Dorman’dır…

 

Ülkü Dorman’ı hiç tanımayan Erksan, dostlarının öğütleriyle ve fotoğraflarını görerek aradığı tipe en çok uygun olan Ülkü Dorman üzerinde ısrarla durmuş ve Ankara Radyosu’ndaki bir dostunun aracılığıyla da ön anlaşmayı yapmıştır… Temmuz başında İstanbul’a gelecek olan Ülkü Dorman “Dünyanın On Bin Senesi” filminin başrolü için sözleşmeyi imzalayacak…

 

Zerrin Arbaş Oynayamaz

 

Erksan, bir Sabah Gazetesi’nde çıkan çevireceği filmdeki Truvalı Helen’i sarışın yıldız Zerrin Arbaş’a oynatacağı yolundaki haberi yalanlıyor ve şöyle diyor: “Truvalı Helen rolüne aradığım genç kız için birçok adlar üzerinde durduğum halde, Zerrin Arbaş’ın adı aklımın kenarından bile geçmemiştir. Maksatlı olduğu anlaşılan bu yayına da bir anlam veremedim. Zerrin Arbaş’ın adı olsa olsa bir reklâm aracı olarak ortaya atılmış olabilir. Helen rolünü bir Bakan kızı olan manken Ülkü Dorman oynayacaktır.

 

Film geri kaldı

 

Çanakkale’nin Kozdağı’nda ve Truva yıkıntılarında çevirilecek olan filme ancak Eylülde başlanabilecek… Erksan, filmi çevireceği bölgelerde günlerce süren incelemelerden sonra, çevreden büyük çapta yardım sağlayarak İstanbul’a döndü. Filmde yerli halktan da binlerce figüran kullanılacağı için hasad mevsimi olan bu aylarda film çevirme işi güçleşmiş ve iki ay sonraya bırakılmış..  Yaz aylarında halkın yaylaya çıkışı da film çalışmalarını güçleştiren nedenlerin başında geliyor…”

 

Zerrin Arbaş

 

 

Erksan, Truvalı Halime rolü için Zerrin Arbaş isminin anılmasına kuvvetle karşı çıkmıştır. Tanımadığı, arkadaşlarının tavsiye ettiği ve sadece fotoğraflardan gördüğü Ülkü Dorman onun için en iyi seçimdir. O tarihlerde Erksan’ın niçin bu seçimi yaptığını bilemesek de, sansürlerle başı belada olan bir yönetme için Bakan kızının bu noktada yanlış bir seçim olduğunu iddia etmek doğru olmayabilir. Haberdeki bir diğer ilginç nokta ise hasat vakti sebebiyle film çekimlerinin iki ay ertelendiği…. 1965 Eylül’ünde çekilmesi planlanan filmin niçin çekilemediğini ise bilmiyoruz.

Böylece Troya hakkındaki ilk Türk filmi hayalleri bir başka bahara kalmış ve 2020 yılında olduğumuz şu günlerde henüz çekilememiştir. Truvalı Halime, Truvalı Kezban, Truvalı Halil bir gazete küpüründe kalmıştır sadece. Çanakkaleli olan, film şirketinin adını Troya koyan, Troya filmi çekmeyi hayal eden, Çimenlik Kalesi’nde görev yapmış, Çanakkale Cephesi’nde savaşmış bir babanın oğlu olan Türk Sineması’nın efsane yönetmeni Metin Erksan’ın ismine ise Çanakkale’de rastlamak mümkün değil maalesef. O, Metin Erksan olduğu kadar, Troyalı Metin’dir aynı zamanda.

Hiç değilse 2020 yılında Çanakkale’de düzenlenecek “IV. Uluslararası Kısa Film Festivali” Metin Erksan’ın hatırasına düzenlense ve belki de genç bir yönetmen arkadaşımız yine anısına “Truvalı Halime” isimli bir kısa film çekse… Belki…

 

Rıdvan Gölcük

 

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2021 Anadolu Gezi Rehberi

İletişim

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account